1-Tüp mide ameliyatı nedir?

En basit tanımla, midenin geniş bir küreden, ince uzun bir silindire dönüştürüldüğü, midenin % 80’e yakın, geniş depo bölümünün çıkarıldığı bir ameliyattır. Bu ameliyattan sonra mide genişçe bir çaydanlık boyutundan, irice bir muz boyutuna küçülür.

2-Tüp mide ameliyatı nasıl zayıflatır?

Ameliyatın etkisi sadece hacmi küçültmek değildir. Etkili mekanizmalar şöyle özetlenebilir:

-Kısıtlayıcı etki: Ortalama 150-200 ml kadar kalan tüp şeklindeki mide hacmi, bir öğünde alınabilen gıda limitini ciddi şekilde kısıtlar. Bu binge-eating denilen tıkınırcasına yemeyi engeller, hastayı büyük porsiyonlar tüketmekten uzaklaştırır. Daha da önemlisi, azalan gıda miktarına rağmen erkenden gelişen doyma hissi elde edilir.

-Mide kökenli hormonal etki: Çıkarılan mide kısmı, ghrelin adlı hormonun salgılandığı en önemli bölgedir. Bu hormonun düzeyinin düşmesiyle gün boyunca hissedilen açlık hissi azalır, bu da yeme sıklıklarını azaltır. Bu mekanizmayla da atıştırma veya grazing denen yeme bozukluğu engellenir.

-Hızlı mide boşalması ve ince barsak kökenli hormonal etki: Gıdaların mideyi terketmesi hızlanır. Bu sayede tam sindirilmemiş gıdalar ince barsağın ileri kısımlarına erişir. Böylece ince barsaklar gerilir ve GLP-1, PYY gibi, tokluk hissinin daha uzun sürmesini sağlayan barsak hormonları salınır. Bu da, öğünlerden sonra tokluk hissinin gün boyu devam etmesini sağlar. GLP-1 ve PYY anoreksijenik, yani iştah azaltıcı hormonlar olarak da bilinir. Bu etkiye nöroendokrin ileal brake de denmektedir.

-Metabolik değişiklikler: Yeni vücut ağırlığı ayar noktasının daha düşük bir baz değere ayarlanması sağlanır. Vücudun fizyolojisi nöroileal brake denilen olayla değiştirilir. Vücut daha uygun ve düşük bir vücut ağırlığına erişecek şekilde, açlık-tokluk dengesini yeniden kurar.

 

3-Tüp mide ameliyatının mide kelepçesine üstünlükleri nelerdir?

-Vücuda yerleştirilen herhangi bir yabancı cisim yoktur.

-Sık aralıklarla ayarlama gerektirmez, tıbbi kontroller sadece vitamin mineral eksikliklerini ve sağlıklı kilo verimini takip etmek için zorunludur.

-Band, tüp veya portla ilişkili sorunlar için olduğu gibi, herhangi bir reoperasyon ihtiyacı yok denecek kadar nadirdir.

-Hayat kalitesi, hasta tarafından tolere edilmesi ve yeme alışkanlıklarının değiştirilmesi açısından daha başarılıdır.

-Mide bandında olduğu gibi ileri dönemde yemek borusunda genişleme veya hiatal herni oluşumu söz konusu değildir.

-Obeziteyle ilgili yandaş hastalıklarda düzelme ve kilo verimi mide bandından çok daha iyidir.

 

4-Gastrik bypassa göre avantajları nelerdir?

-Teknik olarak tüp mide ameliyatının uygulanması daha kolaydır, ameliyat süresi daha kısadır.

-Kaçak, internal herni, barsak tıkanıklığı, peptik ülser gibi komplikasyonlar açısından daha düşük oranlara sahiptir.

-Vitamin mineral eksiklikleri açısından emilimi daha az etkiler.

-Dumping sendromu neredeyse hiç görülmez.

-İlk yıl dışında sık kan tetkikleri, günlük vitamin enjeksiyonları vs gerekli değildir.

 

5-Sleeve gastrektomiye has komplikasyonlar nelerdir?

-Stapler hattı, ya da dikiş hattında kaçak oluşması riski % 0.5-3 arasındadır.

Kaçaklar erken (ameliyattan günler sonra) veya geç (cerrahiden 2 hafta sonra) görülebilir

-Kaçakların ağırlığı minimalden yaşam kaybına kadar değişeblir. Yaşam kaybı genelde sepsis ve multi-organ yetmezliğine bağlıdır.

-Stapler hattından kanama görülebilir. Genellikle ilk 24 saatte ortaya çıkar. Çoğu kendiliğinden durur, nadiren ikinci bir operasyon gerektirir.

-Pnömoni, bacaklarda ya da akciğer damarlarında pıhtı oluşması, yara enfeksiyonları gibi tüm ameliyatlara has komplikasyonlar tüp mide ameliyatlarında da görülebilir.

-Bu tip komplikasyonlar hastanın erken hareketlenmesi ve ameliyattan hemen sonra hafif düzeyli egzersize başlaması ile azaltılabilir.

 

6-Tüp mide ameliyatından sonra kontrollerin sıklığı nedir?

Merkezimizde ameliyattan sonraki 10. Günde, 1-3-6 ve 12. Ayda kontrolleriniz yapılmaktadır. İlk aydan sonra katı gıdalara geçebilirsiniz. Her hangi bir beslenme sorunu yoksa cerrahi kontrolleriniz seyreltilebilir. Ancak bir bariatrik diyetisyenle (koordinatör veya danışman değil!) en az 1 yıl süreyle görüşmeye devam etmelisiniz. Herhangi bir komplikasyon şüphesinde derhal ekibimizle bağlantıya geçiniz. Normal olmayan yakınmalarınızın geçmesi için beklemeyiniz.

 

7-Tüp mide ameliyatlarının kilo verdirmede başarısı nasıldır?

Dünya Obezite Cerrahisi kriterlerine göre, bir hasta obezite cerrahisinden sonra ilk 1-1.5 yıl içinde fazla kilolarının yarısını veya daha fazlasını veriyorsa başarılı kabul edilmektedir. Bizim hasta grubumuzda gözlemimiz ise genelde ilk 6-8 ayda hastalarımızın ideal kilolarına kavuştuğu şeklindedir. Kısa dönemde diyabet, yüksek tansiyon, hiperlipidemi ve kolesterol yüksekliği gibi yandaş hastalıkların düzelme oranları gastrik bypassa yakın düzeydedir.

Hastaların çoğu tüp mide ameliyatından sonra yeme alışkanlıklarını başarılı şekilde değiştirmektedir. Porsiyon kontrolü, tıkınırcasına yemekten kaçınma, iyi çiğneyerek ve yavaş yeme alışkanlıkları başarıda önemlidir. Tüm obezite cerrahisi yöntemlerinde olduğu gibi, uzun süre sonra, örneğin 5. Yıldan itibaren tüp mide ameliyatında da geri kilo alımı söz konusu olabilir. Ancak genellikle bu hiçbir zaman ameliyat öncesi kilolara dönme şeklinde olmamaktadır ve yapılan beslenme hatalarının düzeltilmesi ile önlenebilmekte veya geri çevrilebilmektedir.

 

8-Ameliyattan sonraki ilk aylarda beni neler bekliyor?

Ameliyattan sonraki ilk 2-4 haftada zaman zaman yemeyle ilişkili göğüs ya da üst karın bölgesinde ağrı hissedilebilir. Bu sizi yavaş yemeniz, iyi çiğnemeniz ve öğünler ya da lokmalar arasındaki süreyi açmanız için uyaran bir yakınmadır. Bazı hastalar ilk aylarda reflü benzeri yakınmalar veya göğüs yanması yaşarlar ama bu genelde 1 yıl içinde çözülür. Hızlı kilo verme döneminde zaman zaman kolay yorulma, halsizlik gibi belirtiler görülebilir. Bu genelde negatif enerji dengesinin doğal bir sonucudur. Yetersiz su içiliyorsa dehidrasyon da bu belirtileri açıklayabilir.

 

9-Ameliyatla ilgili aklımda tutmam gereken en önemli noktalar nelerdir?

Yetersiz gıda alımından, özellikle protein açısından, kaçınmalısınız. Obezite cerrahisinde amaç aç kalarak değil, az ve sık yiyerek kilo vermektir. Özellikle yaz aylarında yetersiz su tüketiminden kaçınmalısınız. Burada gastrik bypasstaki gibi bir emilim kaybı yoktur, ama yine de öğünlerinizde yeterli miktarda vitamin ve mineral aldığınıza emin olmalısınız. En önemlisi de, bu ameliyatların obeziteyle mücadelenizde sadece ilk basamak ve yardımcı bir mekanizma olduğunu, asıl olanın sizin değişmeniz olduğunu unutmamalısınız. Uzun vadede başarınızı yiyecek seçimlerinizden, sağlıklı yaşam stiline kadar sizin değişiminiz belirleyecektir.