Anasayfa

TRANSLATE SITE

Saç Ekimi Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Cuma, 26 Haziran 2009 12:39

Bir estetik unsuru olarak SAÇ

Saç DökülmesiDünya üzerinde bulunan insan sayısı kadar, farklı karakteristik görünüm mevcuttur. Saç bizi tanımlayan bu özellikler arasında en belirgin ve en değişken olanlardandır. Rengi, şekli, uzunluğu hem kişiden kişiye; hem de kişinin yaşam dönemlerine göre değişiklik gösterir. Doğal farklılıkların dışında, kişiler saçlarının boyunu, şeklini hatta rengini değiştirerek görünümlerini belirleyebilirler. Yüzyıllardır gür saçlar bir sağlık ve gençlik belirtisi olarak algılanmıştır. Bunun yanısıra, özellikle erkeklerdeki saç dökülmesi neredeyse doğal olarak kabullenilmiş, hatta bir bilgelik göstergesi olarak görülmüştür.

Saç dökülmesi günlük yaşantıda belli sınırlara kadar normal kabul edilen fizyolojik bir olaydır. Yaşam döngüsünde tüm hücrelerimiz gibi saçlar da oluşur, yaşlanır ve ölürler. Bazen bu döngü yıkım lehine bozulur ve kellik dediğimiz son noktaya kadar ilerleyebilen aşırı saç dökülmesi meydana gelebilir. Ortaya çıkan sonuç çoğu zaman kişiler için istenmeyen bir görüntüdür. Saçsızlık 18 yaşından itibaren her dokuz erkekten birini saçların tamamen kaybı şeklinde, tüm erkekleri ise hayatları boyunca en azından saçların seyrelmesi olarak kısmen etkileyen bir sorundur.

Saçların aşırı düzeyde kaybedilmesi kişinin sosyal ilişkilerini, kendine güvenini ve kendisiyle barışık olma halini etkileyebilecek bir tablodur. Bu durumda önemli olan, saç dökülmesinin sizin için ne derece rahatsız edici olduğudur. Ve unutulmaması gereken, "doğal" olanın, her zaman iyi ya da doğru olan olmadığıdır. Eğer öyle olsaydı, bugün modern tıbbın olanaklarından faydalanmak ta yanlış olurdu ve ortalama insan ömrü 70'lere kadar uzatılmayıp, hala birkaç yüzyıl önceki gibi 40'larda seyrederdi.

Bir tedavi yöntemi olarak SAÇ EKİMİ

Modern tıbbın olanakları hastalık durumlarına müdahale etmekle kalmayıp, kişinin psikolojik ve sosyal sorunlar yaşamasına yol açan estetik bozukluklarını da düzeltmektedir. Artık kimse eğri ya da uzun bir burun, sarkmış bir meme, rahatsız edici ölçüde küçük bir çene ile yaşamak zorunda olmadığı gibi, kel olarak da yaşamaya mahkum değildir. Yani, kellik kaderiniz değildir. Estetikle ilgili konuların ahlaki ya da dinsel yönden tartışmasını yapmaksa anlamsızdır. Şüphesiz ki, en yüce varlık olan insan, her yönden tam bir mükemmeliyet ve estetik görünümü hakketmektedir.

Özellikle erkeklerde, saç dökülmesi ve kelliğe kadar giden olayların testosteron denilen erkeklik hormonu ile bağlantısı keşfedildikten ve ensede bulunan saçların bu hormondan etkilenmediği saptandıktan sonra, saç nakli ile bu sorunun çözülebileceği düşünülmüştür. Gerçekten de, ekilen saçlar bu nedenle hiçbir şekilde dökülmemektedir. Ense ve yanlarda yeterince saçı bulunan herkes, saç ekimi ile yıllar önceki estetik görünümüne kavuşma şansına sahiptir. Üstelik bu müdahale anestezi gerektirmeksizin uygulanabilmekte ve hastanede yatmayı gerektirmemektedir. Ortalama 4-6 ay içinde ekilen tüm saçlar gürleşmekte ve bu düzelme kalıcı olmaktadır. Saç ekimi teknikleri ve bu konuda mikromotor gibi teknolojik aygıtların kullanılması ile, eskiden birden çok seansa bölünen ekimler Megaseans halinde bir seferde yapılabilmekte ve saç alınan bölgede hiçbir kesi yapılmamakta, dikiş konulmamaktadır.

Önemli Bir Uyarı

12.05.2003 tarih ve 25106 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Güzellik ve estetik amaçlı sağlık kuruluşları hakkındaki yönetmelik" gereğince, Danıştayın 10. dairesinin almış olduğu karar ile güzellik merkezlerinde, saç ekim uygulamaları dava sonuçlanıncaya kadar durdurulmuştur. Bundan sonra Saç ekimi(Restorasyonu) uygulamaları, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik kapsamında cerrahi müdahale birimi bulunan merkezlerde ve hastanelerde yapılabilecektir.

Oysa, bu yasal uygulamaya rağmen halen gereken koşulları karşılaması mümkün olmayan muayenehane veya estetik merkezlerinde saç ekimi uygulamalarına devam edilmektedir. Unutmayınız ki, bu işlem ameliyathane koşullarında yapılması gereken tıbbi bir uygulamadır ve çok az sayıda merkez size bu koşulları sunmaktadır. Saç ekimine karar verirken size kurumsal bir güvence sunan merkezleri tercih ediniz ve kesinlikle bu uygulamayı ucuza getirmeye çalışmayınız. Bu tür uygulamaların kötü sonuçlarına sayfalarımızda göz atabilirsiniz.


Saçlarımız Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Saçın Anatomik Yapısı Ve Gelişimi: Saç derinin bir eklentisidir. Derinin üstünde gördüğümüz kısmı şaft olarak adlandırılır. Aynen tırnaklarımız gibi, saçlarımız da temel olarak keratin adı verilen ölü, boynuzsu maddeden yapılıdır. Kütikül adı da verilen bu dış tabakadaki koruyucu bölüm birbirinin üzerini örten kiremite benzer hücrelerin oluşturduğu bir yapıya sahiptir. En iç kısım medulla olarak adlandırılır ve pigmentleri de içeren korteks ile çevrilidir. Saçın büyük bir bölümünü korteks oluşturur. Mikroskop altında 400 kez büyütülmüş fotoğrafta, balık pulunu andıran yassı tabaka ve kahverengi pigment net biçimde görülmektedir.

Saçın deri altında kalan kısmı saç kökü kılıfı ile çevrilidir ve saç tomurcuğu ile birleşir. Saç liflerinin tersine, saç tomurcuğu ve saç kökü kılıfı canlı dokulardır. Saç tomurcuğu büyüyen saçın reaktörü olarak kabul edilir. Saçın bu kısmında hücreler hızla çoğalır ve ölü boynuzsu hücrelere doğru başkalaşım geçirirler. Saç tomurcuğundaki hücreler bölünmeye devam ettiği sürece bu boynuzsu hücreler yukarıya doğru itilirler. Uzadıkça, derinin üstünde görülebilir hale gelirler ve saç kılını oluştururlar. Saç tomurcuğunda ayrıca çok sayıda melanosit, yani saça rengini veren pigmenti üreten hücreler bulunur.

Saç tomurcuğu, saç papillasını bir pençe gibi sarar. Papillada küçük kan damarları demetler halinde görülebilir. Bunlar saçın beslenmesi, gelişimi ve büyümesi için çok önemlidir. Pek çok araştırmacı saç folliküllerinin büyümesinden sorunlu hücrelerin papillada bulunduğuna inanmaktadır.

Canlı dokular olan saç tomurcuğu, kök kılıfı ve papillanın aksine saçın kendisi ölüdür. Fonksiyonel ünit saç follikülü olarak adlandırılır. Saçı üreten bu saç follikülüdür. Her saç follikülüne bağlantılı küçük kas lifleri, ince sinir lifleri ve kan damarları vardır. Bu sinirler yüzeysel dokunma hissine, hava hareketlerine ve sıcaklığa son derece duyarlıdır. Bunların yanısıra, her saçın dibinde saçlı deriyi koruyan ve saçları daha pürüzsüz hale getiren ter bezleri bulunur.

Saçın renk ve niteliği:

Saçın farklı renk ve tonlarda olmasını melanin adı verilen pigment sağlar. Melanin esas olarak saçın etrafındaki melanositler tarafından üretilir. Saç, yaşla birlikte melanin içeriğini kaybederek grileşir. Ancak gerçek gri saçlar ileri yaşlara kadar ender görülür; sıklıkla gri saçlar adı verilen saç, beyaz ve pigmentli saçın bir karışımıdır. Grileşmenin erken aşamalarında ani bir pigmentasyon kaybı oluştuğu düşünülmektedir.

Saçın rengine göre değişmekle birlikte, her sağlıklı insanın kafasında yaklaşık olarak 100.000 saç teli bulunmaktadır. Buna göre, saçlı deri santimetrekaresine yaklaşık olarak 80-120 saç düşmektedir. Bu sayı, saçın renginden çok saçlı derinin bölgesine göre değişmektedir.

                                                          

Sarışın:150.000 saç                   Kumral:100.000 saç                 Kızıl: 80.000 saç                             Esmer:110.000 saç

Farklı ırklara mensup insanların saçlarının kesitsel görünümünde de farklılıklar olabilir. Beyaz ırktan insanların saç kesiti ovaldir ve saçları kıvırcıklaşma eğilimi gösterir. Afrika ve Karayiplerdeki insanların saç kesiti yassıdır ve saç telleri birbirine dolaşıktır; Asyalı ırklarınki ise genellikle yuvarlak ve düzdür.

Vücut Kılları: Çok küçük bir alan hariç, insan vücudunun neredeyse tamamı kıllarla kaplıdır. Bununla birlikte, bunların ancak çok küçük bir bölümü (25.000 kadar) saç kılları gibi tam gelişmiş yapıya sahiptir. Bu iyi gelişmiş kıllar ön kol, bacakların alt kısmı, pubik bölge, erkeklerde meme etrafı gibi vücudun belli bölgelerinde bulunurlar.

Buna karşılık, vücut kıllarının büyük çoğunluğu çıplak gözle zor görülecek kadar küçüktür. Dolayısıyla, gerçekte insan vücudu ayak tabanı ve avuç içi dışında tamamen kıllarla kaplıdır. Yandaki resimde alt göz kapağında dikkatle bakıldığında çok sayıda pigment içermeyen tüy gözlenmektedir. Bütün vücudumuzda bu tüylerden yaklaşık olarak bir milyon kadar bulunmaktadır. Bu sayı şempanzedekiyle aynıdır. Werewolf sendromu gibi bazı nadir konjenital durumlarda bu tüylerin hayvanlardaki gibi tam olarak geliştikleri görülebilmektedir.

Saç Tipleri:

Şu ana kadarki bilgilerden, her kılın karakteristik özelliklerine bağlı olarak bir diğerinden farklı olduğu anlaşılmaktadır. Örneğin saç rengi melanin pigmentlerinin farklı türleri ve sayısına göre belirlenmektedir. Bu pigment hücreleri melanosit olarak adlandırılı ve saç tomurcuğunun çok yakınında bulunurlar. Pigmentlerini yeni gelişen saça verirler.

Saç renginin yanısıra, saçın yapısında da değişiklikler bulunmaktadır. Düz, dalgalı, kıvırcık, kalın telli, ince telli gibi.. Terminal saç olarak adlandırılan saçlar kalın ve güçlü saçlardır. Bunlar saçlı deride, göz kapaklarında, sakal ve pubik bölgede görülür. Meme çevresinin, sırt ve ekstremitelerin iyi gelişmiş kılları da bu gruptadır.

Tüm vücut kılları ince, kısa ve ancak çok dikkatli bakıldığında görülebilen kıllardır. Yüzde görülebildiği gibi, minyatürize saçlar olarak kelliğe giden erkeklerde de saçlı deride çok sayıda bulunurlar. İntermediate olarak adlandırılan saçlar, vellüs ile terminal saçlar arasında özellikler gösterirler. Bu kıl tipinin örnekleri ekstremitelerde görülen, güçsüz ve gelişmemiş kıllardır.

Saçın Saçlı Derideki Dağılımı-Folliküler Ünit:

Saç follikülleri saçlı deride tek tek bulunmayıp, aynı zamanda doğal biçimde, folliküler ünit olarak adlandırılan küçük gruplar halinde dağılmışlardır. Bu ünitler çok yakın duran 1,2,3, nadir olarak da 4 saç follikülünden oluşurlar. 1 santimetrekarede yaklaşık olarak 60-110 folliküler ünit bulunur. Folliküler ünitler hakkında bilgi sahibi olunması saç transplantasyonu tekniklerinin geliştirilmesinde hayati öneme sahiptir. Öncelikle, folliküler ünit hakkındaki bilgiler estetik saç ekimi tekniklerini mümkün kılmıştır. Modern saç ekimi cerrahisinde bir folliküler ünit bir greft olarak adlandırılır.

Saçın Büyüme ve Yaşam Döngüsü:

Saçlı derideki bir saç teli ayda 1.25 cm uzar. Bu da yılda yaklaşık olarak 15 cm'e karşılık gelir. Saç, bir döngü dahilinde gelişir ve çeşitli evrelerden geçer. Bütün bu evrelere saç siklusu denir. Bir saç siklusu yaklaşık olarak yedi yıl sürer.            

Yaklaşık 3-7 yıl kadar süren büyüme fazında, yani anagen safhada saç tomurcuğunda bulunan hücreler saç büyümesine yol açacak şekilde sürekli bölünürler. Bunu izleyen ve yaklaşık 2-5 hafta süren geçici dönem olan katagen faz, hücrelerin bölünmesinin aniden durması ile karakterizedir. Saç follikülü kısmen küçülür, saç şaftı boynuzsu hücrelerce desteklenmediği sürece daha fazla büyüyemez. Bununla beraber, saç kılı küçülmüş saç follikülü ile bağlantılı olarak kalır. Yaklaşık 3-5 ay süren telogen safhada ise küçülmüş folliküllerin yavaşça büzüldüğü görülür.

Ancak, kimse telojen fazın sonunda gerçekten de ne olduğunu yeterince açıklayamamıştır. Sihirli bir değnekle dokunulmuş gibi ufalmış saç follikülü aniden uyanır ve saç tomurcuğunda hücre bölünmesi yeniden başlar. Yeni saç eski olanı düşene kadar yukarı doğru ittirir. Sıklıkla bağ dokunun gevşemesiyle birlikte telogen safhadaki yaşlı saç dökülür.

Herhangi bir zamanda saçların % 85'i anagen fazda, % 1'i katagen fazda ve % 14'ü telogen fazdadır. Bu nedenle görünür saçlarda gerçekte hiçbir değişiklik olmaz.

Saç Dökülmesi, Formları, Nedenleri, Psikolojik Etkileri ve Mevcut Tedavi Yöntemleri

Her insan günde 100 saçını kaybeder ve bu kesinlikle normaldir. Kısa saçlı kişiler özellikle saçlarını yıkadıklarında bu gerçeği daha iyi farkederler. Bununla birlikte, eğer uzunca bir süre için daha fazla sayıda saç kaybı gerçekleşirse ve bu kaybı dengeleyecek yeterli saç büyümesi gerçekleşmezse; endişelenmeyi gerektirecek sonuçlar ortaya çıkabilir. Saç kaybı alopecia (alopesi) olarak adlandırılır ve çeşitli tipleri vardır. Saç dökülmesinin temel nedenleri:

a) Metabolik bozukluklar b) Kemoterapide olduğu gibi, ilaçların yan etkileri c) Zehirlenme d) Radyasyona maruz kalma e) Yanık skarı f) Önemli dahili hastalıklar g) Ciddi enfeksiyonlar ve saçlı derinin immünolojik bozuklukları h) Hormonal bozukluklar i) Beslenme yetersizlikleri j) Genetik faktörler (kalıtım)

Erkek Tipi Saç Dökülmesi

Saç dökülmesinin bu kalıtsal türü, tüm dünyada hem erkek hem de kadınlarda en sık görülen saç dökülmesi tipi olup, temel olarak erkekleri etkiler. Kadınlar daha az oranda etkilenseler de, genellikle daha hafif seyreder. Erkeklerin büyük bölümü hayatlarının bir döneminde bu sorunla karşılaşırlar. Erkeklerde seyir ise kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bu saç dökülmesinin temelinde erkeklik hormonu dihydrotestosterone vardır.

Bu madde erkeklik hormonunun bir yıkım ürünüdür. Ve duyarlı kıl folliküllerinin yaşam sürelerini kısaltır. Telogen fazdaki saçların sayısı artar. Sonunda güçlü, terminal saçlar zamanla ince vellüs haline dönüşür. Başlangıçta çıplak gözle görülemeyecek bu durum, zamanla tamamen kelleşmiş bir saçlı deriyle sonlanır. Çok duyarlı vakalarda ergenliğin erken dönemlerinde saç kaybı başlayabilir. Saç ekiminin mantığını da, ense saçlarında bu hormon algaçlarının olmaması oluşturmaktadır. Bu sayede ekilen saçlar bu hormonların etkisinden bağımsız olarak yaşamlarını sürdürmektedir. Erkek tipi saç dökülmesinin kesin nedeni henüz yüzde yüz netlikle belirlenmemiştir. Muhtemelen DHT dışında da henüz tam araştırılmamış faktörler mevcuttur.

Az sayıda farklılıklar dışında, erkek tipi saç dökülmesi genellikle belli bir gelişim düzenini izler. İlk olarak ön saç çizgisinin sol ve sağ yanında küçük sahalarda saç kaybı başlar. Bu alan saç çizgisinin geriye çekilmesine neden olacak şekilde arkaya doğru ilerler. Bu durum başın ön kısmının kelleşmesine yol açar. Sıklıkla vertex adı verilen, saçın dönme bölgesinin de bulunduğu başın tepe kısmında da benzer gelişim izlenir ve saçın seyrelmesiyle sonlanır. Zamanla bu sahaların boyutu büyür ve sonunda bunlar birleşerek, başın arka kısmında ve yanlarda taç şeklinde korunan bir saha dışında tamamen kelleşmiş bir kafaya neden olurlar. Genetik yatkınlık ve duyarlılığa bağlı olarak saç kaybının son safhası saç çizgisinin kaybından tüm saşların kaybedilmesine kadar değişebilir. Kelliğin gelişimi değişkenlik gösterir. Bazen, bazı erkeklerde ön saç çizgisinde küçük bir saçsız alan herhangi bir alevlenme göstermeden ileri yaşlara kadar devam eder. Nadir vakalarda saç çizgisinin yanlarında herhangi bir saç kaybı olmaksızın tepe bölgede saçların eksilmesi görülebilir. Bu tip saç kaybının en tanınan örneği tanınmış Fransız futbol oyuncusu Zinedine Zidane'dır.



Saç kaybının gelişim ve evrelerini tanımlamak için uluslararası kabul görmüş Norwood- Hamilton skalası kullanılmaktadır. Buna göre 7 evre tanımlanmıştır. Faz 1 saç kaybı olmadığı anlamına gelir. Bu nedenle çoğu çizimde gösterilmez.

Kadınlarda Erkek Tipi Saç Dökülmesi

Kadınlarda androgenetik alopesi erkeklere göre daha ileri yaşta başlar. Kadınlarda genellikle diffüz ( tüm saçlı deriyi kapsayan ) dökülme olur. Saçlı derinin tamamında saçlar incelir veya seyrekleşir. Terminal kıllarda minyatürizasyon erkeklere göre daha az seviyede gerçekleşir. Bu nedenle tam saç dökülmesi nadirdir. Minyatürizasyonun daha az olması kadınlarda 5 alfa redüktaz enzim aktivitesinin daha az olması ile açıklanabilir. Ancak menapoz sonrasında veya androjenlerin kanda belirgin yükseldiği durumlarda , erkekte olduğu gibi alın ve tepedeki açılma belirginleşebilir.

Androjenik alopesi erkekte hastalık kabul edilmemektedir. Ancak kadında büyük bir psikolojik stres oluşturması, ayrıca dahili hastalıkların göstergesi olabilmesi açısından önemli bir sorundur. Hastaların çoğunda kan androjen seviyeleri normaldir. Hiperandrojenemi (kanda androjen yüksekliği) belirginse , androjen üreten tümör yönünden araştırmak gereklidir. Kadınlarda androjen üreten organlar yumurtalıklar ve böbreküstü bezleridir. Polikistik over sendromu gibi hiperandrojeneminin diğer belirtilerinin izlendiği tablolarda androjenik alopesi sık görülür. Kısacası androjenik alopesi bulunan kadınlarda hormonal bozukluklar veya androjen üreten tümörler açısından tetkik yapılması önemlidir. Kadınlarda ön saç çizgisi genellikle korunur. Kadınlarda saç dökülmesi şekli ve derecesi Ludwig sınıflaması ile belirlenmektedir.


Telogen Effluvium Kıl döngüsündeki karışıklık ve telogen dönemdeki kıl oranındaki artışa bağlı gelişen diffüz (tüm saçlı deriyi kapsayan) saç kaybıdır. Herhangi bir yaşta olabilir. Kadınlarda daha sık rastlanır.

Gelişimi: Anagen kıllar zararlı birçok etkene karşı duyarlıdır. Telogen dönemdeki kıllar ise göreceli olarak, saçı etkileyebilecek etkenlere karşı daha az duyarlıdır.
Telogen effluvium fiziksel ve psikolojik stres oluşturan olaylara karşı saç kıllarının tepkisidir. 
Anagen dönemdeki bir kıl prematür ( zamanından önce ) olarak telogen döneme geçer ; böylece telogen dönemdeki kıl oranı artar. Neden olan olaydan 2-5 ay sonra telogen effluvium başlar.

Nedenleri:

İnfeksiyonlar : Yüksek ateşle seyreden hastalıklar neden olabilir. Tifo,sıtma, birçok viral hastalık buna örnektir. Erizipel dahi telogen effluviuma yol açabilir.
Hormonal değişiklikler : Telogen effluviumun en sık şekli postpartum alopesi (doğum sonrası saç dökülmesi ) dir.Genellikle doğumdan 2-4 ay sonra başlar ve birkaç ay sonra kendiliğinden düzelir. 

Menapoza girilmesi; hipertiroidizm veya hipotiroidizm; over, hipofiz veya böbreküstü bezi tümörleri diğer hormonal değişikliklere bağlı telogen effluvium nedenleridir.
İlaçlar ve kimyasallar : 
- Antikoagülanlar ( heparin,kumarin) 
- ACE inhibitörleri 
- Beta blokerler 
- Antikonvülsanlar (karbamazepin,valproat) 
- Oral kontraseptifler 
- İnterferon 
- Sitostatikler ( Metotreksat, Azotioprin, Vinka alkaloidleri) 
- Lityum 
- Retinoidler 
- Tiroid inhibitörleri (Propiltiourasil, tiamazol ) 
- Antilipemikler (Klofibrat, Butirofenon ) 
- Kolsişin 
- Trisiklik antidepresanlar 
- Aşırı vitamin A 
- Ağır metaller (kurşun,civa,arsenik,talyum )

Akut ve kronik hastalıklar : 
Kanserler, bağ dokusu hastalıkları, yeme bozuklukları, HIV / AIDS gibi hastalıklar telogen effluviuma neden olabilirler.
Demir eksikliği : 
Kadınların önemli bir yüzdesinin sahip olduğu bu problem telogen effluviumun fazla önemsenmesi gereken nedenlerindendir. Ancak demir replasmanı az sayıda hastanın saç kaybına yardımcı olmaktadır. 
Diğer nutrisyonel eksiklikler : Çinko, biotin ve esansiyel yağ asitlerinin eksiklikleri telogen effluvium nedenidir. 
Cerrahi operasyonlar,kazalar Psikolojik stresler

Ancak olguların önemli bir kısmında aşikar bir neden bulunamamaktadır. Telogen effluviumu başlatan neden ortadan kalktığında, takip eden birkaç ayda problem düzelir. Telogen kılların oranı normale döner.

Ancak kıl yoğunluğunun başlangıç seviyesine dönmesi için 6-12 ay gerekebilir. Trikogramda telogen kılların artmış oranı belirlenir ( % 25 ‘ten fazla). 
Telogen kılların yüzdesi nadiren % 50 yi geçer. 
Normalde günlük saç kaybı 50 – 100 teldir. Bu sayı telogen effluviumda ikiye katlanır.

Kronik Telogen Effluvium
Bu durum tam olarak anlaşılamamıştır. Bazı orta yaşlı kadınlarda telogen effluviumun uzun süren seyri sonrasında, uzun yıllar devam edecek saçlı deri kıllarında yaygın incelme ve seyrekleşme izlenebilir.

Alnın iki tarafında saç dökülmesi olabilir ; bu nedenle androgenetik alopesi ile karışır.

Anagen Effluvium
Bazı telogen kılların günlük kaybı tamamen normaldir; ancak anagen kılların dökülmesi her zaman anormaldir.
Anagen effluvium; kıl folikülleri üzerine oluşan toksik etkilere bağlı olarak kıl foliküllerinin yapısının bozulması ve yapısı bozulan anagen kılın ani olarak dökülmesidir.
Diffüz anagen effluvium kanser kemoterapisi hastalarında sıktır. Anagen effluviuma neden olan kemoterapi ilaçları genellikle daha düşük dozlarda telogen effluviuma da yol açarlar. Tüm kemoterapi ilaçları anagen effluviuma neden olabilirler. Kolsişin kemoterapi ilaçları dışında en sık bu tip dökülmeye sebep olan ilaçtır.
Radyasyon, civa ve talyum zehirlenmeleri, bazı bitkisel toksinler, şiddetli protein malnütrisyonu diğer anagen effluvium nedenleridir. Saç dökülmesi çok ani ve çok yaygın olabilir, hasta birkaç hafta içinde saçlarının % 90´ ını kaybedebilir.

Toksin veya neden olan diğer kimyasaldan uzaklaşıldığında, hastaların çoğunda saçların tamamı yeniden büyürler. Bazı kemoterapi ilaçlarından sonra kıllar renklerini hatta şekillerini kaybetmiş olarak büyüyebilirler.

Diffüz Alopesi: Bu terimle tüm saçlı derideki saçların eşit biçimde kaybı anlatılmaktadır. Kadınlarda daha sık olarak görülür. Nedenleri hormonal disfonksiyon, stress, demir eksikliği, mantar enfeksiyonları, ilaçların yan etkisi (Alopecia medicamentosa), tiroid hastalıkları ve talyum gibi maddelerle zehirlenmedir. Etken ortadan kaldırıldıktan sonra saç kaybı genellikle durur. Kanser tedavisinde kullanılan sitostatik ilaçlar, yani kemoterapi bu tip saç kaybının en sık görülen sebeplerindendir.

Travmatik / Mekanik alopesi

Travmatik alopesi genellikle kazalar sonucu meydana gelen skarlara veya saç folliküllerinin geri dönüşsüz kaybına neden olan yanıklara bağlı oluşur. Mekanik alopesi ise basınç, sürekli sürtünme veya çekilme gibi nedenlere bağlı oluşur. Başta sürekli ağır yük taşıma, sık örülü ve gergin saç modelleri, saçın tekrarlayan çekilmesi, uzun süre yatalak kalınan durumlar, yani başın uzun süre aynı pozisyonda kalmasına neden olan hastalıklar sayılabilir.

Trikotillomani
Kişinin ruhsal problemlerine bağlı olarak, saçlarını çekerek kendi kendine oluşturduğu sınırlı saç kaybıdır. Kadınlarda daha sık görülür. Sıklıkla frontotemporal (alın) bölgede lokalize kıl kaybı alanları şeklinde karşımıza çıkar.  
Düzensiz şekilli bu alanlarda henüz çekilebilecek kadar uzamamış yeni kıllar izlenir.

 

 

İnfeksiyon Sonrası Saç Dökülmesi
Bakterilere ve mantarlara bağlı saçlı deri infeksiyonları geçici olarak kıl foliküllerinde hasara neden olabilirler. Ancak bu saç dökülmesi geri dönüşümlüdür.
Bazen infeksiyonlar kıl foliküllerinde kalıcı hasara neden olurlar; sikatris gelişebilir ve saç dökülmesi geri dönüşümsüz hale gelebilir.

 

Alopesi Areata
Bu saç kaybı tipi genellikle yuvarlak şekillidir ve genellikle lokal olarak belli bir bölgedeki saçlar dökülmüştür. Nedeni çok açık değildir. Olası bir neden bağışıklık sistemindeki bir dengesizliktir. Hastanın kıl folikülü endojen veya eksojen uyarılara karşı duyarlıdır. Kıl follikülü hücreleri yabancı cisim gibi görülür ve vücut onlara karşı savaşır. Psikolojik stres , tiroid hastalıkları gibi hormonal problemler , atopik dermatit gibi deri hastalıkları bu tip saç dökülmesinin olasılığını artıran faktörlerdir. Kıl köklerinin kaybından dolayı deri sıklıkla hafifçe çökmüştür.

Saçlı deri çoğunlukla fildişi beyaz rengindedir. Saçlı derinin herhangi bir bölgesini tutar, ancak oksipital (başın arka kısmı) bölgede daha sık görülür. Sakal, kaş, kirpik gibi kıllı alanlarda da bu tip dökülmeye sık rastlanır.  Alopesi areata uzun süre devam edebilir ya da kısa bir süre devam edip, hiçbir iz bırakmadan düzelebilir. Hastaların % 20'sinin başka bir aile üyesinde de hastalığın olduğunu bildirmesi, genetik etmenleri de düşündürmektedir. Daha kötü vakalarda saçlı derideki tüm saç kaybedilebilir (alopecia totalis) ve hatta tüm vücut kılları kaybedilebilir. (Alopecia universalis). Günümüzde alopecia areata sıklıkla ilaçlarla tedavi edilebilmektedir.

Hastalığın seyri önceden pek belirlenemez. Kıllar genellikle daha açık renkte tekrar büyürler. Hastaların yarısından daha azında efektif tekrar büyüme gerçekleşir ve beş yıl süreyle nüks (tekrar) oluşmaz.Hastalığın seyrini ve geleceğini kötü etkileyen faktörler arasında; hastalığın erken yaşta başlaması, hastalığın yaygınlığı, uzun süredir devam etmesi yer alır.

Yara İzi ( Sikatris ) İle Birlikte Alopesi
Kıl folikülleri kalıcı olarak hasarlanır ve kıllar sikatris bölgesinde geri dönüşümsüz olarak dökülürler. 
Sikatris nedenleri :
Genetik hastalıklar; Darier hastalığı, İktiyoz, Epidermolizis büllöza
Fiziksel hasarlar; Radyasyon, termal yanık, kimyasal hasarlar, mekanik travma
Tümörler ; Metastatik tümörler, bazal ve skuamöz hücreli karsinom, Hemanjiom, lenfoma
İnfeksiyöz hastalıklar; Lepra, furonkül ve karbunkül, sifiliz, lupus vulgaris herpes zoster , Derin mantar infeksiyonları, 
Çeşitli hastalıklar; Amiloidoz, liken planus, lupus eritematozus, sarkoidoz skleroderma, morfea

Saç Dökülmesinin Psikolojik Etkileri:

Saç aslında herhangi bir yaşamsal fonksiyonu olmayan ölü bir maddedir. Hatta daha da ileri gitmek gerekirse, gereksiz olduğu bile söylenebilir. Buna rağmen, günlük yaşamda büyük değeri vardır. Ve kaybedilmesi ciddi psikolojik problemlere yol açabilir. Güzel, parıldayan ve sağlıklı saçlar cazibe, gençlik ve bütün bunların da ötesinde, canlılığın simgesidir.

Kadınlar ve gençler daha ender maruz kaldıklarından, saç kaybından daha çok acı çekerler. Etkilendiklerinde ilk tepki toplumdan kaçış olur. Ancak, toplumda en çok etkilenen kesim olmalarına rağmen, daha yaşlı erkekler de kel olacakları düşüncesini kabullenemezler. Kendilerine olan güvenlerini kaybetmeye ve depresyona eğilimlidirler ve genellikle saçlarını bir şapkayla gizlemeyi seçerler. Çok sıklıkla, bilinçli olarak farkında olunmasa da, sosyal hayattan geri çekilme gözlenir.

Androgenetik (Erkek Tipi) Alopesinin Tedavi Yöntemleri


Saç dökülmesi tedavisinde kabaca üç metoddan söz edebiliriz. Medikal, yani ilaç tedavisi, cerrahi tedavi ve yapay ürünlerle açığın kapatılması. Her üç metodu da detaylı olarak inceleyelim:

Medikal Tedavi

Androgenetik alopesinin tedavisinde farklı ilaç grupları kullanılmaktadır.

5-alpha-reductase inhibitörleri: Finasterid and Dutasterid

İki alt tipi bulunan 5-alpha-reductase enziminin oluşumunun bloke edilmesi testosteron ve DHT oluşumunu azaltmakta çok etkilidir. Anımsanacak olursa, testosteronun bir yıkım ürünü olan DHT genetik olarak aşırı duyarlı olan saç folliküllerinin atrofisine yol açmaktadır.

Finasterid (piyasa adı "Proscar®" ve "Propecia™“, üretici firma: Merck), uzun süredir piyasadadır ve enzimin sadece bir alt tipini bloke eder. Dutasterid (piyasa adı "Avodart™" üretici firma: GlaxoSmithKline), 2002'den beri piyasadadır ve enzimin her iki alt tipini daha yüksek oranda bloke eder ve Finasterid'e göre daha uzun yarılanma ömrüne sahiptir.

Finasterid ve Dutasterid tablet formu günlük olarak kullanılmalıdır. Erkek fetüsün üreme organlarının gelişiminde bozukluğa yol açacağından gebe kadınlar kesinlikle kullanmamalıdır.

finasterid   Propecia™ ve Proscar®

 Propecia™ ve Proscar®

 Avodart™

Antiandrojenik İlaçlar: Spironolactone ve Flutamide
Aldosteron antagonistlerinin ilki olan spironolactone, orjinal olarak idrar çıkışını arttırmak üzere (diüretik) geliştirilmiştir. Endojenik bir hormon olan aldosteron idrar miktarını düzenler. Bununla birlikte, spironolaktone'un aynı zamanda erkek seks hormonlarının, en başta da testosteonun oluşumunu engellediği bulunmuştur. Flutamide de bir anti-androjendir.

Anti-androjenler kullanıldığında kandaki serbest testosteron ve dolayısıyla da metaboliti olan DHT düzeyi azalır. Saç kaybının tedavisinde hasta bu anti-androjenleri sulandırılmış bir solusyon şeklinde ve lokal olarak etkilenmiş saç derisine uygular. Bu preparatın ağız yoluyla alınması etken madde sadece saçlı deride değil, kan dolaşımıyla tüm vücutta etkili olacağından feminizasyona, yani kadınsı özeliklerin belirginleşmesine neden olur. Uygulama sabah ve akşam olmak üzere günde iki kezdir.

spironolakton Flutamid
Spironolactone                             Flutamide

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kan Dolaşımını Arttıran İlaçlar: Minoxidil

Minoxidil'in hipotansif özellikleri geliştirilir ve test edilirken, yan etki olarak saç gelişimini arttırdığı tesadüfen keşfedilmiştir. Bu aşırı kıl gelişimi düzenli veya tesadüfi olarak uygulandığı cilt kısımlarında gözlenmiştir. Bunun yanısıra, ilacın oral alımı da genel olarak vücudun diğer kısımlarında ve saçlı deride güçlü kılların gelişmesine neden olmaktadır.

Öte yandan, androjenik alopeside sıklıkla gözlenen atrofiye uğramış saçları da uyararak daha güçlü ve kalın olmalarını sağlamaktadır. Etki mekanizması günümüzde tam olarak açıklanamamıştır. Bununla beraber, aşırı saç gelişiminin besin maddeleri ve oksijenin atrofiye saç folliküllerine daha iyi transferini sağlayacak şekilde daha iyi kan dolaşımına bağlanmaktadır.

Minoxidil (ticari ismi "Rogaine®“ veya "Regaine®“ üretici firma: Upjohn) sulandırılmış solusyon olarak saç kaybının lokal tedavisinde kullanılabilir. Sadece lokal olarak etkilenmiş saçlı deriye uygulanmalıdır. Ağız yoluyla alınması kan basıncı üzerinde sistemik etkilere neden olabilir. Preparat sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez kullanılmalıdır.

MinoxidilRegaine®  
Minoxidil                                  Regaine® Men

Yukarıda söz edilen tüm ilaçların kullanımında ortak olan noktalar:

Bu ilaçlarla sadece erkek tipi saç dökülmesi tedavi edilebilir. Bu ilaçların amacı erkekteki saç dökülmesini azaltmak veya durdurmaktır. Bu ilaçların kullanılması ile yeni ve güçlü saç gelişimi sağlanamaz. Bazı raporlarda tesadüfen yeni saç gelişimi bildirilse de, bu çok düşük oranlardadır. Bu tabletlerin oral kullanımı ile saç çizgisinin lateralinde güçlü yeni saç gelişimi sağlanamaz.

Bu tedaviler en iyi vertex olarak bilinen, kafanın tepesindeki saç kayıplarında sonuç verirler. Saç follikülleri çok duyarlı olmadığından saç çizgisinin yanlarında ve gerisinde çok etkili değillerdir. They work at best in cases of hair loss at the tonsure (also known as vertex). Saç kaybının azalması ve bazen varolanların güçlenmesi gibi ilk pozitif etkiler ancak 3-6 ayda görülmeye başlanır.

Bu etkileri sağlayabilmek için bu ilaçları ömür boyunca ve her gün kullanmalısınız. Böyle düşünüldüğünde, bu tedavilerin maliyeti hayli yüksektir.

Eğer ilaçlar kesilirse, saçların durumunda kötüleşme birkaç ay sonra başlayacaktır. Güçlenmiş olan saçlar yeniden atrofiye uğrayacak ve ardından da kaybedilecektir. Sonunda, ilaç tedavisine başlanmadan önceki durum meydana gelecektir. Bu preparatların günlük kullanımı ile uygulanacak tedavi herşeyden öte, yorucudur. Sıvı solusyonların kompozisyonuna bağlı olarak saçlı deride lapamsı veya tül gibi kalıntılar oluşabilir. Rogaine kullanımında yağlı saç ve saç derisi meydana gelebilir. Spironolactone kullanımında ise yoğun bir koku problemi vardır.

Doğal olarak, bahsedilen tüm ilaçların belli yan etkileri vardır. Genellikle bunlar nadirdir ve geçicidir. Bazen bu ilaçların çoğunun pozitif etkileri 2-5 yıl arasında ortadan kaybolmaktadır. İlginçtir ki, bahsedilen ilaçların hiçbiri kalıtımsal saç dökülmesinin tedavisi için geliştirilmemiştir. Saç gelişimi üzerindeki etkileri yan etkiler şeklinde ve kesinlikle tesadüfi olarak keşfedilmiştir.  

Özetle:
Önemli Bilgi: Yukarıda bahsi geçen ilaçlardan hiçbirisi Hairtrans tarafından önerilmemektedir. Bu bilgiler sadece androgenetik alopesinin tedavisinde mevcut medikal tedaviler hakkında bilgilendirme amacıyla verilmiştir.

Bu ilaçların çoğu doktor tarafından reçete edilmek zorundadır. Kullanımlarından doğan sorumluluk sadece kullanıcıya aittir. Bu ilaçlardan herhangi biriyle ilgileniyorsanız, kendi başınıza edinmek yerine konunun uzmanlarına danışmanız önerilir. Bu konuda çekinmeden Hairtrans'la bağlantı kurabilirsiniz. Uzmanlarımız memnuniyetle size yardımcı olacaktır.

Bahsedilen tüm ilaçların erkek tipi kellikte etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu konuda bilimsel çalışmalar halen devam etmektedir. Buna ek olarak, dengeli bir diyetle kombine edilen biotin kapsülleri, silika preparatları, biramayası tabletleri gibi çeşitli gıda katkılarının da derinin ve tırnak-saç gibi eklerinin sağlıklı gelişiminde pozitif etkileri olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır. Ancak nedenler ortadan kaldırılmadan, bunların kalıtımsal saç kaybının gelişimini engellemeleri mümkün değildir.

 Saç Dökülmesinin Cerrahi Tedavi Yöntemleri

Saç Nakli Cerrahisi (Saç Ekimi):

Saç nakli cerrahisi saç kaybının tedavisinde uygulanan operatif tedavilerden birisidir. Saç nakli sırasında ekilecek olan ve genetik olarak DHT'ye duyarlı olmayan saç follikülleri, kafanın yan ve arka bölümlerinden alınır. Ardından hayat boyu gelişecekleri, saçsız olan sahalara nakledilirler.

Bununla birlikte, saç ekimi androgenetik saç kaybının nedenini ortadan kaldıracak olan bir metod olarak değerlendirilmemelidir. Bu metodda hiçbir şekilde yeni saç üretilmemektedir. Sadece, saç kaybından etkilenmemiş bölgelerdeki saç folliküllerinin saçsız sahalara yeniden dağılımı sağlanmaktadır.
Saç ekimi bölümümüzde bu yöntemler çok daha detaylı olarak anlatılmıştır.

Yapay Saç İmplantasyonu:

 

 

 

Suni saçlar plastikten üretilmiştir ve saçsız kafa derisine implante edilirler. Yapay saçın dibindeki küçük bir düğümle kafa derisine tutturulması sağlanır. Saçın havlu vs. ile kuvvetlice silinmesi sorun yaratır. Çok dikkat edilmesine rağmen yapay saçların çoğu, işlemi izleyen aylarda dökülmektedir. Bunun sebebi vücudun yapay saçları yabancı cisim olarak kabul etmesi ve atmaya çalışmasıdır. Ayrıca, saçların impante edildiği saçlı deride çok sayıda küçük yara dokusu, enfeksiyon ve iltihabi reaksiyonlar da görülmektedir. Bio-saç lifleri olarak hazırlanan liflerin implantasyonu çok güçtür ve herkese önerilemez. Bu konuda önde gelen uzmanlarca da yapay saç transplantasyonları önerilmemektedir. Bütün bu dezavantajları nedeniyle günümüzde giderek çok daha az merkezde yapay saç implantasyonu uygulanmaktadır. Hatta bazı ülkelerde bu metod yasaklanmıştır.

 

 

 


Saçlı Deri Küçültme Operasyonları:

Kafa derisi küçültme operasyonları, saçsız kafa derisi alanını kesip çıkararak ve cildi yeniden dikerek saçsızlığın azaltılması fikrinden geliştirilmiştir. Saçsız sahanın azaltılması ile saç ekiminde gerekecek saç folliküllerinin sayısı da azaltılmaktadır. 1990'ların sonuna kadar kafa derisi küçültme operasyonları tüm dünyada düzenli olarak uygulanmıştır. Bunlar son derece kanlı operasyonlardır ve günümüzde ancak nadiren gerçekleştirilmektedir. Geçmiş yıllarda çok sayıda değişik kesi yöntemleri tanımlanmıştır.

Bazen, saçlı deri küçültne operasyonlarından aylarca önce şişirilebilir bir expander deri altına yerleştirilmektedir. Bu, saçlı deriyi daha elastik ve fleksibl hale getirmek için yapılmaktadır. Bu oldukça invaziv yöntemin sonucu, daha küçük bir saçsız alandır. Bununla birlikte çoğu zaman rahatsız edici çirkinlikte skar meydana gelmektedir. Bu izler değişik geometrik formlarda olmaktadır. Olası bir çok komplikasyonuna ek olarak kalan saçlı alanın köşeleri değişmekte ve "lifting effect" denilen duruma yol açmaktadır. Yani kafanın arka ve yan kısımlarındaki tüm kafa derisi orjinal pozisyonundan daha yukarıya kaydırılmaktadır. Bu durumda da kalan saçların büyüme yönleri doğal olmaktan çok uzak bir görüntüye neden olmaktadır. Çok büyük saçsız sahaların küçültülmesi için çok sayıda operasyon gerekmektedir.

Saçlı Deri Kaldırma (Scalp lift):

 

 

 

Saçlı deri kaldırma operasyonları saçsız deri küçültmenin en radikal türüdür. Saçsız deri küçültmeden en büyük farkı saçsız derinin çok daha büyük bir parçasının kesilip çıkarılmasıdır. Çıkarılan deri genellikle at nalı şeklindedir. Bu aşırı lifting sonucunda ensenin en alt saç çizgisi çok fazla yukarıya kaymakta ve bu da çocuksu alt saç çizgisi ile sonlanmaktadır. Yanlardaki saçlar da yer değiştirmekte ve bu da saç açılarında bariz bir bozulmaya yol açmaktadır. Saçlı deri yoğun bir gerilme ve basınca maruz kalmakta, özellikle göz kapağı bölgesinde yüz karakteristik görünümünü kaybetmektedir. Eğer bu konu ile ilgileniyorsanız, aşağıdaki sitelerde bu operasyonların detaylarını öğrenebilirsiniz. Ancak uyarmalıyız ki, bunlar çok kanlı ve rahatsız edici görüntülerdir.

 

 

 


http://www.angelfire.com/indie/hairtransplant/scalp.html

http://www.angelfire.com/indie/hairtransplant/scalp2.html

Flepler:

Flep tekniği, bir seansta mümkün olan en fazla sayıda saçı doğal görünümlü bir saç çizgisi oluşturmak için transplante etme fikrinden kaynaklanmıştır. Bugüne dek saç transplantasyonunun bir türü olarak kabul görmemiştir. Bu metodla kulakların hemen üstünden geniş ve uzun bir şerit oluşturulur. Bu şeridin öndeki ucu kan dolaşımını korumak amacıyla korunur. Ardından flep döndürülür ve ön kafa çizgisinin hemen üstünde bu amaçla oluşturulan bir delikten geçirilir. Prosedür her iki taraftan şeritlerin, daha sonradan dikilecek bir delik aracılığı ile karşı tarafa geçirilmesi ile uygulanır.

Eğer gerekliyse diğer taraftan bir flep aynı yöntemle, daha sonraki bir seansta yeni oluşturulan saç çizgisinin gerisine yerleştirilebilir. Buna bir alternatif olarak, frontal saç çizgisindeki flep sadece ve tamamen bir taraftan alınmayıp, sol ve sağ taraflardan, fakat diğerinin yarısı uzunlukta iki doku şeridi şeklinde de alınabilir.

Bu daha az travmatik yöntem de çok sayıda dezavantaja sahiptir. İmplante edilen flebin tüm çevresinde belirgin bir skar dokusu oluşur. Hatta bu skarın kapatılması için daha sonra ek bir saç nakli gerekebilir. Ayrıca fleplerin alındığı yan taraflarda da skarlar görülebilir.

Avantajları: Flebin üstündeki saç büyümesine devam eder. Saç ekimindekinin aksine, folliküller herhangi bir istirahat perioduna girmezler. Bununla birlikte, eğer flep dokusu canlılığını yitirirse bu durum çok tehlikeli enfeksiyonlara ve organ naklindeki gibi host-greft tipi reaksiyonlara neden olabilir. Gereken medikal bakım sağlansa bile, kafanın üst ve ön kısmındaki skarlar ömür boyu kalacaktır.

Ayrıca, flebin üstündeki saçların büyüme yönleri saçın doğal büyüme yönlerine uyumlu değildir. Bu nedenle, saç şekli olasılıkları son derece azalmıştır.

Saç Ekimi: Temel Prensipler

Saç ekiminin temel prensibi basittir. 20. yüzyılın ortalarında nakledilen saç folliküllerinin yeni yerlerinde saç üretmeye devam ettikleri kanıtlanmıştır. Bu bulgunun yanısıra, tamamen saçsız alanlara da ekilseler trasplante edilmiş saç follikülleri yeni lokalizasyonlarında normal ve güçlü saçlar üretmektedir. Bu fenomenin ardındaki gerçekse, her saç follikülünün kendi genetik bilgisini taşımasıdır. Yanısıra, bu genetik bilgi transplantasyonla da taşınmaktadır. Dolayısıyla, sağlıklı bir saç follikülü saçlı veya kel bir sahaya transplante edildiğine bakmaksızın saç üretimine devam etmektedir.

Saç folliküllerinin bu genetik otonomisi çok sayıda olasılık sunmaktadır. Örneğin, kozmetik olarak rahatsız edecek şekilde kılsız yanık veya kaza sonrası skar alanları bu sayede onarılabilmektedir. Ve elbette, erkek tipi saç dökülmesine bağlı saçsız alanlar yeniden saça sahip olabilmektedir.

Bu yazının devamında, ikinci durum detayları ile incelenecektir. Bu sayede androgenetik alopesinin, yani erkek tipi saç dökülmesinin saç nakli ile tedavisinin prensipleri açıklanacaktır.

Doğa, erkeklerin saçlı derisinin bir kısmını atrofiye ve saç kaybına uğramayacak şekilde planlamıştır. Bu alanlar yaşam süresi boyunca saç dökülmesine karşı dayanıklıdırlar. Bu dayanıklı saç follikülleri kafanın arka ve yan kısımlarında bir atnalı şeklinde yerleşmiştir. Etrafınızda pek çok erkeğin yıllar içinde kelleşse bile bu bölgelerinin tamamen saçlı kaldığını izlemişsinizdir.

Genetik olarak dayanıklı bu alanlar verici olarak görev yaparlar ve buradan alınan saç follikülleri kelleşmiş bölgelere transplante edilir. Bu saçsız alanlarda 2-5 haftalık "transplantasyon stresi" adı verilen dönemde saç follikülleri dökülür ve 3-6 aylık bir istirahat döneminin ardından tekrar ortaya çıkarlar. Bu istirahat periodundan sonra saç follikülleri yeni, sağlıklı saçları üretecek şekilde rejenere olur. Böylece, daha önce kel olan sahalarda yeni sağlıklı ve güçlü saçlar büyümeye başlar ve bu bütün hayat boyu sürer.

Saç transplantasyonunun dezavantajı, yeni saç üretimi olmadığı gerçeğidir. Sadece, zaten varolan saçların yeniden dağılımı sağlanmaktadır. Bu nedenle, saç sıklığının ergenlik günlerine döneceği beklenmemelidir. Bununla birlikte, bu gerekli de değildir. Genel bir kurala göre, saç seyrekliğinin gözle görülebilmesi için orjinal saç yoğunluğunun % 50'sinin yitirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle, doğal saçların yoğunluğunun % 50'si tatminkar sonuçlar için kesinlikle yeterlidir.

Buna rağmen, elde edilebilir yoğunluk ve gelecekteki saç çizgisinin pozisyonu verici sahadaki saç folliküllerinin sayısına bağımlıdır.

Androjenik alopesiyi sınıflandırmak için Norwood-Hamilton skalası geliştirilmiştir. Örneğin Norwood5 (NW5) veya daha ilerisi olan bir kişi relatif olarak ileri derecede kellik olarak kabul edilir. Saç ekiminden sonra ergenlik dönemindeki kadar belirgin bir saç çizgisine ve aynı zamanda kafanın üst kısımlarında yüksek yoğunluklu saçlara sahip olamayabilir. Bu vakada sık saçlara sahip olmanın yolu, gelecekteki saç çizgisini eskisinden daha yüksek tasarlamaktır. Frontal saç çizgisinin yanları tam olarak kapatılmamalıdır. Androjenik alopesinin başlangıç evrelerini simgeleyen, konservatif görünümlü, yüksek bir saç çizgisi yaşlı bir erkekte özellikle çok güzel ve doğal bir görünüm sağlayacaktır.



Arzu ettiklerinizle gerçekleşebilecek ihtimaller arasında bir denge olması gerektiğini unutmamalısınız!

Saçlı derinin verici sahalarında yeterli saçı olmayan, fakat göğsünde çok sayıda vücut kılı olan erkeklerde bir seçenek te, bu bölgedeki folliküleri kel olan sahalara transplante etmektir. Bu göğüs kılları uzunluk, kalınlık, yapı ve renk olarak uygunsa saç sahalarının sıklaştırılmasında da kullanılabilir. Açıktır ki, vücut kıllarının kullanılabilmesi son derece gelişmiş FUE tekniklerinin kullanımı halinde mümkündür ve böylece verici sahalarda skar gelişmez.

Yaygın şekilde kullanılmış olan şerit metodu (FUT), vücut kıllarının transplante edilmesinde uzun kesi izleri bırakacağından kabul edilemez. Bir yandan, göğüs kılları oluşacak uzun skarı kapatmak için çok seyrek ve kısadır. Öte yandan, yeterince verici kıl kökü için göğüste kabul edilemez uzunlukta bir şerit çıkarmak gerekecektir.

Her saç ekiminden sonra, transplante edilen greftler saç tellerini işlemden sonraki ilk 2-5 haftada stresse bağlı olarak kaybederler. Ancak canlı kalırlar. 3-6 ay gibi bir süre ile istirahat periodu denilen bir döneme girerler. Bu periodun ardından greftler kendini toparlar ve yeni ve güçlü saç kıllarını üretmeye başlarlar. Bu yeni kılların nasıl büyüdüğü gözle izlenebilir.

Saç Ekiminin Tarihçesi ve Geleceği

Saç nakli cerrahisinin tarihçesi 20. yüzyılın ilk yarılarına kadar uzanır. Bununla beraber, diğer medikal tedavi metodları ile kıyaslanacak olursa, saç nakli 50 yıldan uzunca bir süre ile teknik ve kozmetik açıdan oldukça ilkel seviyelerde kalmıştır. Sadece son on yıldır bu sahada en büyük ilerlemeler ve gelişmeler gözlenmiştir.

1930:
Japon hekim Dr. Sasegawa saç köklerinin deriye implantasyonu ile ilgili deneyimlerini bildirmiştir.

1939:
Japon dermatolog Dr. Okuda daha sonra punch tekniği olarak bilinecek olan tekniği tanımlamıştır. Saçlı deriden aldığı 2-4 mm çapındaki deri adacıklarını yanık kurbanlarının kaş ve bıyık sahalarına nakletmiştir. Bundan sonra bir süre geçince transplante edilen saçın normal şekilde büyüdüğünü de saptamıştır.

1943:
Yine bir diğer Japon dermatolog Dr. Tamura, bir kadına benzer metodu kullanarak sadece 1-3 saç teli içeren çok daha küçük greftleri transplante etmiştir. Greftleri saçlı deriden mekik şeklinde şeritler keserek elde etmiştir. Bu metod geniş bir kabul görmüştür ve Strip tekniği olarak günümüzde de uygulanmaktadır. Her iki çalışma da önce Japon tıp dergilerinde yayınlanmış, fakat II. Dünya Savaşı nedeniyle 1958'e kadar batı tarafından farkedilmemiştir.

1959:
New York'tan Dr. Norman Orentreich çalışmasının sonuçlarını yayınlamıştır. 1950'lerin başında androgenetik alopesiyi tedavi etmek amacıyla saç transplantasyonu uygulamaya başlamıştır. Kalıtsal saç kaybından korunmuş sahalardan alınan saç köklerinin, bu karakteristiklerini kel olan bir sahaya nakledilseler de koruduklarını bulmuştur.

Bu, ekilen saçların dökülmeksizin büyümeye devam edecekleri anlamına gelmektedir. Orentreich, metal bir silindir kullanarak yaklaşık 4 mm çapında punch greftler almıştır. Aynı metal silindiri kullanarak alıcı sahada ekim yapılacak adacıklar hazırlamıştır. Ardından bu deliklere verici greftlerini ekmiştir. Bu nedenle, erkek tipi saç dökülmesinde kozmetik nedenlerle saç nakli tedavisi çağının gerçek anlamda Orentreich ile başladığı kabul edilir. Takibeden otuz yılda Orenterich ve Okuda metodlarını geliştirmiş ve saç nakli cerrahisinin standartlarını belirlemişlerdir.

Orjinal metodda saçlı deriyi delmekte punch silindirleri kullanılır. Bununla birlikte 1969'dan itibaren delgi makinelerinin ucuna takılan punch silindirleri kullanılmaya başlanmıştır.

1980'ler:
4 mm punch greftler ekilen sahada tuhaf göründüğünden (bu duruma "adacık effekti" denilmiştir.) daha sonra daha küçük greftler geliştirilmiştir. Minimum 4 saç follikülü içeren küçük minigreftler ve 1-4 saç follikülü içeren çok daha ince mikrogreftler alınmaya başlamıştır. Bu greftlerle, doğal görünümlü saç çizgisini yeniden oluşturmak mümkün olmuştur.

Prof. Dr. Carlos Oscar Uebel
Bu Brezilyalı hekim punch greftler yerine bistüri kullanarak kafanın arkasından aldığı iğ şeklinde bir cilt parçasını kullanmıştır. Bu şerit sonradan tek minigreft ve mikrogreftlere bölünmektedir. Bu çalışma, strip metodunun ilk sinyallerini vermiştir.

1988:
Greftlerin mikroskop altında hazırlanması sırasında Dr. Bob Limmer tesadüfen saçın doğal şeklinde bireysel olarak değil, fakat küçük gruplar şeklinde büyüdüğünü farketmiştir. Bu küçük grupları folliküler ünit (FU) olarak tanımlamıştır. Bu folliküler ünitler diğerlerine çok yakın duran 1 ila 3, nadiren de 4 saç follikülü içermektedir.



Folliküler ünitlerin greft olarak kullanılması daha önce kullanılan minigreft ve mikrogreftlere göre çok daha doğal sonuçlar elde edilmesini sağlamıştır. Folliküler ünitler kullanılarak yapılan strip tekniği ile saç transplantasyonuna "FUSS" (Follicular Unit Strip Surgery) adı verilmektedir.

Burada, saç folliküllerinin bu küçük gruplarının dermatologlar tarafından onyıllar önce bilindiğini belirtmekte fayda var. 1927 gibi erken bir tarihte Prof.H.Pinkus bu üniti tanımlamış ve "saç bölgesi" olarak isimlendirmiştir. Diğer araştırmacılar "dermaton" ve "saç demeti" gibi isimler önermişlerdir. Nihayet 1984'de, Limmer'den 4 yıl önce Prof. T. Headington, günümüzde kullanılan "folliküler ünit" terimini ortaya atmıştır. Yani FUSS metodu, bu konuda yeterli literatür bilgisi olsaydı çok daha erken geliştirilebilirdi.

1991- 1992:
Pek çok saç transplantasyon merkezi strip metodundan punch metoduna geçti.

1990'lar:
Avusturya'lı Dr. Ray Woods ve kızkardeşi Dr. Angela Campbell FUE (Folliküler Ünit Ekstraksiyonu) tekniğini geliştirdiler. Temel çıkış noktaları büyük cilt patchleri almanın gereksiz yere travmatik olduğu fikriydi.Onun yerine ince iğnelerin kullanılması çok daha kibar bir yöntemdi, çok daha az komplikasyona neden oluyordu ve hayat boyu kalacak uzun bir yara izi bırakmıyordu. Bu metodda folliküler ünitler doğrudan verici sahadan ince iğneler kullanılarak alınır, bistüri ve punch silindirlerinin kullanımı gereksizdir. Bu nedenle Dr. Woods ve Dr. Campbell modern FUE tekniğinin öncüleridir.

2000:
Halen minigreft ve mikrogreftlerle çalışan merkezlerin sayısı çoğunluktadır. Bu arada, FU uygulamaları ile elde edilen doğal sonuçlar ve yüksek yoğunluk sayesinde, eski uygulamalardan farklı olarak çıplak gözle ekim sahalarının normal saçlı deriden ayırdedilmesi zor hale gelmeye başlamıştır.

2002:
Nisan ayında, Hollanda'dan Dr. Coen Gho kendi geliştirdiği FUE tekniğini sunar. Birkaçay sonra onu Kanada'dan Dr. Robert Jones ve ABD'den Dr. John Cole izler.

2003- 2005: 
FUE tekniği ile alınan saç folliküllerinin FUE uzmanlarında uygulanması giderek artar.  

Saç Ekiminin Geleceğine Bir Bakış

FUE metodunun çeşitli sahalarında modifikasyonlar bir takım gelişmeleri beraberinde getirecektir. Bunlar, çıkarım enstrümanları, greft solusyonlar ekim sahasının ameliyat öncesi ve sonrası bakımıdır. Dünyada bu sahalarda yoğun çalışmalar yürütülmektedir. Ancak, eğer verici saha saç folliküllerinin sınırlı sayıda olması problemini çözebilirsek bu bir devrim olacaktır. Tekrarlamak gerekirse, bugünkü saç ekimleri, mevcut saçların maharetli bir biçimde yeniden kafa derisine dağıtılmasını sağlamaktadır. Yeni saç üretilmemektedir.

Günümüzde bu konuda iki yaklaşım mevcuttur. Bunlardan biri verici saç follikülünü çıkarımdan sonra verici sahada kalan özel bir parçadan tekrar rejenere etmeye çalışmaktadır. Teorik olarak kök hücreler yeni bir saç follikülü oluşturabilecek kapasitededir. Bu da donör saç sayısının iki katına çıkabileceği anlamına gelir.

Uluslararası alanda söz sahibi olan çok az sayıda saç ekim uzmanı bu tarz yeni saç gelişmesi rapor etmiştir. Bazı uzmanlarsa, sonuçta oluşacak saç tellerinin kalitesi konusunda ciddi şüpheler taşımaktadır.

Dünya üzerinde çok sayıda araştırmacıların yıllardır üzerinde çalıştıkları diğer yaklaşım ise, "hücre tedavisi" veya "saç multiplikasyonu"olarak bilinen yöntemdir. Bu, genetik olarak dirençli saç hücrelerinden uygun olanların izole edilmesi anlamına gelir. Bu hücrelerin özel işlemlerden geçirilerek defalarca çoğaltılması ve ardından saçsız sahalara enjekte edilerek yeni saç follikülleri oluşturması beklenmektedir.

Teorik olarak, potansiyel verici saçın sonsuz stoğu olduğu ve böylece problemin çözülebileceği düşünülebilir. Bu sorundan etkilenen herkes gibi, biz de en iyisinin hücre tedavisinin rutine girmesi olduğuna inanıyoruz.

Bu alanda önümüzdeki yıllarda çok büyük gelişmelerin yaşanacağı öngörülebilir. Bu yine de, FUE tekniği kullanılarak yapılan saç transplantasyonlarının gereksiz olacağı anlamına gelmez. Muhtemelen hücre tedavisi her vakada, örneğin yanık dokularında etkili olmayacaktır. Ve yine muhtemeldir ki, bu teknik ilk onyıllarında korkunç düzeyde pahalı olacak ve belki kaş gibi sınırlı alanlarda kullanılacaktır.

Bugünün bakış açısıyla, saçlı deriye işlemden geçirilmiş hücrelerin doğru enjeksiyonu da hala bir problemdir. Saçlı deriye enjekte edilen bir maddenin eşit dağılımının sağlanması ve en önemlisi saç çizgisinin düzgün oluşturulması çok ciddi teknik güçlükler içermektedir.

Bunun da ötesinde, hala yüzlerce saç ekimi strip tekniği kullanılarak yapılmaktadır. Geçen yıllarda olduğu gibi, saç ekiminin diğer eski teknikleri tüm dünyada sürekli olarak azalacaktır. FUE merkezleri gelecekte bu müdahalelerin düzeltildiği merkezler olmaya adaydır.

FUE yardımıyla hatalı ekimlerin düzeltilmesi birkaç şekilde olabilir: Doğal olmayan veya çok büyük punch greftlerin ve mini greftlerin çıkarılarak folliküler ünitlere ayrılması. Bunların tekrar doğal dağılımla ekilmesi. Ayrıca, büyük strip yara izlerinin tekrar saç follikülleri ile doldurulması da gerekecektir. Strip veya punch tekniği kullanılarak yapılan eski saç transplantasyonu sahaları genellikle daha seyrektir. Bu nedenle, bu alanlarda daha yüksek saç yoğunlukları sağlanması amaçlanmalıdır.

Strip (FUT) Metoduyla Saç Ekimi

 

 

 

Bir bistüri kullanarak kafanın arkasında, kulak hizasında uzun bir şerit çıkarılarak yapılan bu metod, günümüzde hala bazı merkezlerde kullanılmaktadır ve bazı avantajları vardır. Fakat bu metod aynı zamanda bazı problemlere ve komplikasyonlara da neden olabilir. Kötü yara izi, skar alanında ağrı, geçici veya kalıcı uyuşukluk, çok sayıda sağlıklı saç follikülünün heba edilmesi bunlardan bir kısmıdır.

İlk olarak, strip metodunun özelliklerine göz atalım. Aşağıdaki tabloda her konuda detaylı açıklamalar bulabilirsiniz:

 

 

 


 

 

 

 

1

 

 

Skar:

 

10 mm veya daha geniş, 25 cm veya daha uzun, kafanın arkasında kulaklar arasında uzanan bir kesi yapıldığından, 1 ila 10 mm arasında bir yara izi kalır. Bu bazen çok az belli olurken, bazı kişilerde çok dikkat çekici olabilir.

2

Çıkarım: Operasyon, iyileşme süreci, post-op dönemde görülen komplikasyonlar:
- Sinir ya da büyük kan damarı yaralanmaları

- Skar alanında uyuşukluk hissi veya rahatsız edici ağrı

- Yara iyileşme süreci

- Yara enfeksiyonu




Mümkün


Mümkün

Birkaç ay

Oldukça seyrek ama mümkün

3

Aktif sporlar:
(örneğin vücut geliştirme..)

Yaklaşık 3 ay beklenmeli

4

Sağlıklı saç follikülü hasarı:

Oldukça fazla sayıda

5

Çıkarılan saç folliküllerinin kalite kontrolü

Mümkün

6

Daha sonradan çıkarılabilecek greft

Yok

7

Fazla greflerin kullanımı

Mümkün

8

Çıkarılan greftlerin kontrolü

Hayır (Genelikle mini ya da mikrogreft)

9

Hasta alınacak greft sayısını belirleyebilir mi?

Hayır

10

 

 

Donör sahada kafa derisi yetersizse vücut greftlerinin kullanımı

 

Hayır

11

Diğer vücut alanlarının düzeltim ve rekonstrüksiyonu (kılsız skarlar, kaşlar gibi..)

Uyumsuz

12

Strip metodundan kaynaklanan skar sahalarına ekim

Uyumsuz

13

Greft ekstraksiyonunun esnekliği

Lokal olarak sınırlı

14

Donör sahadan alınabilecek maksimum greft sayısı

FUE 'den çok daha az 

15

Verici sahada postop estetik problem

Ense saç çizgisi yukarıya yer değiştirir, buna lifting etkisi denir.

16

Tekrarlanan saç ekimleri arasında gereken süre

Yaklaşık 12 ay

17

Gereken süre

Orta, ekip çalışması gerekli

18

Bir seansta ekilebilecek maksimum saç follikülü sayısı

Binlerce

19

Ücretler

FUE'ye göre daha ucuz

20

Verici sahanın traş edilmesi gerekli

Evet / Hayır

21

operasyondan sonra:
- Kısa dönemde ödem

- Geçici dökülme

- Ekilen greftlerin istirahat süresi

-Son görünüme erişme

- Kökleri alan greftler


Evet

Evet, 5 gün içinde


5 hafta ile 2- 6 ay

Yaklaşık olarak 8. ayın başlarında

Sıklıkla %90 üzerinde

fut yöntemi ile saç ekimi1. Skar problemi
Bu metodda bistüri kullanılarak kafanın arkasından bir kulaktan öbürüne uzanan geniş bir yay şeklinde bir şerit çıkarılır. Bu şerit sadece cilt değil, ciltaltını da içerdiğinden, oluşan büyük doku defekti tabaka tabaka dikilir. Sonuç olarak kafanın arkasında 25 cm (nadiren de daha uzun) uzunluğunda, gülen ağız şeklinde bir iz kalır.

En iyi şartlarda kalan iz 1-2 mm kalınlığındadır. Bazen bundan çok daha kalın bir band halinde skar dokusu oluşur. Bunun iki nedeni vardır: Doku gerginliği ve vücudun bireysel yara iyileşmesi özellikleri.

Cilt ve ciltaltı dokusu çıkarıldığından kafanın arkasındaki dikişli yara dudakları bir gerginlik altındadır. Bu güce direnmek için iyileşme dokusu kalınlaşır ve genişler. ("back stretch effect“). Bu gerilme ameliyattan hemen sonra oluşup, yara iyileşmesi döneminde, yani operasyondan 6 ay sonraya kadar devam eder. Bu durum, başta ince bir çizgi şeklindeki izin neden birkaç ay sonra geniş bir hale geldiğini açıklar. Kenarlarda 5 mm, ortada ise 1 cm'yi geçen skar dokuları hiç de nadir değildir.

Vücudun iyileşme süreçleri hastadan hastaya değişir ve önceden tahminlenemez. İşlem öncesi tahliller ve muayene bulguları mükemmel olsa bile, skarlar iyileşme sürecinde kendiliğinden ve beklenmedik şekilde genişleyebilir. (a) Hipertrofik skarlar sıklıkla deri seviyesinin üstünde geliştiklerinde görülürler. (b) Atrofik skarlar komşu deri çizgisine göre daha çöküntülüdürler. (c) Skar kontraksiyonu yaranın sert ve çekintili hale gelmesidir. (d) Keloid, skar dokusunun sağlıklı doku içine doğru gelişmesidir.

Skarlar vücudun değişik bölümlerinde farklı iyileşirler. Karın ameliyatı güzel iyileşmiş bir hastanın saç ekiminden sonra da aynı şekilde iyileşeceğinin hiçbir garantisi yoktur. Strip metodunda yara iyileşmesi ve skar problemleri ile ilgileniyorsanız
www.angelfire.com/indie/hairtransplant/strip.html sayfasına göz atmanızı öneririz. Ancak uyarmalıyız ki bazı resimler son derece rahatsız edici olabilir.

Hiçbir doktor size strip metodunda ince bir iz kalacağına dair garanti veremez. Strip saç nakli gerçekleştiren doktorun skar gelişiminde sadece sınırlı etkisi vardır. Doktor, verici sahada şeridi uygun ve elastik bir bölgeden almalıdır ve şeridin boyutu ve geometrik formuna dikkat etmelidir. Gerilmeden kaçınmak için şerit çok büyük veya çok geniş olmamalıdır ve yara gergin olmayacak şekilde ince sütürlerle stabil şekilde kapatılmalıdır.

Sadece estetik bir dikiş ince bir yara izi kalmasını garantiler. Ayrıca, cerrahi sütürlerin yara içinde sadece belli bir süre kalması gerektiği unutulmamalıdır. İyileşme süreci bundan çok daha uzun sürer. Bu dönemde doktor ve sütürler cilt gerilimi veya vücudun bireysel iyileşme prosesleri üzerinde etkili değildir.

 

 

 

Bu vakada, geçmişte çok sayıda şerit yöntemi ile saç ekimi gerçekleştirilmiştir. Kafanın arkasında çok uzun ve geniş şeritleri görmektesiniz. Şu anda FUE yöntemi ile düzeltme yapılmaktadır. Görünen her kırmızı nokta folliküler ünitlerin çıkarıldığı yerlerdir. Bu örnekte, fotoğraf çıkarımdan hemen sonra çekilmiştir. Her folliküler ünit çıkarımının ardından olan küçük kanamalar, bu sahaların bir follikül boyutundan daha büyük olmadığını göstermektedir.  

 

 

 

Şerit yönteminde skarlar günlük yaşamı nasıl etkiler?:

  • Kısa saç kesimi:
    Yara izinin görünmesi istenmiyorsa, skarın genişliğine bağlı olarak 1-5 cm arasındaki kısa saç kesimleri mümkün değildir. Bu durumlarda, komşu saçlarla sahanın gizlenmesi zorunludur. Hasta saç uzunluğunu berberi ile konuşarak belirlemelidir. Bu da, uygulanabilecek kesim modellerinin sınırlı olduğu anlamına gelir.
  • Berber ziyaretleri ve yüzme v.s..:
    Pek çok hasta, saç ekimi yaptırdığının diğer kişilerce bilinmesini istemez. Hastanın bu konuya verdiği öneme bağlı olarak, berbere gitmek, yüzmek, hatta partnerinin saçlarını okşaması bile büyük psikolojik problemlere yol açabilir. Sürekli farkedilecekleri tehlikesi ile yaşar ve meraklıları yanıtlamak zorunda kalırlar.
  • Psikolojik etkiler:
    Yukarıda bahsedilen problemlerden ötürü, çoğu hasta işlemden sonra durumlarını kabullenemez ve "etiketlenmiş" gibi hissederler.
  • İzlerin düzeltilmesi:
    Skarların düzeltilmesi skar dokularının kesilerek çıkarılması ve yaranın yeniden dikilmesi ile yapılır. Ancak iyileşme dokusunun daha küçük olacağının hiçbir garantisi yoktur. Yaranın gerginliği ve her vücudun önceden tahminlenemeyecek iyileşme prosesleri belirleyici faktörlerdir. Üç olası sonuç vardır: Skar daha ince olabilir, önceki ile aynı genişlikte olabilir veya hatta öncekinden daha geniş hale bile gelebilir. Bu durumda, hasta daha iyi bir duruma gelmediği gibi, eski halini bile arar olacaktır.  

2. Ekstraksiyon: Operasyon, iyileşme süreci, post-operatif komplikasyonlar:
Şerit metodu bistürinin kullanıldığı, gerçek bir cerrahi operasyondur. Cilt ve ciltaltı dokuları kesilerek açılır ve ardından dikkatlice tekrar kapatılırlar. Bu süreçte, gereken özen gösterilmezse kan damarları ve sinirler hasar görebilir. Kafanın arkasında, her iki kulak arasında uzanan uzun bir alanda geniş bir cilt ve ciltaltı şeridi çıkarıldığından, pek çok hasta şerit alınan yerin etrafında uyuşukluktan yakınır. Bu uyuşukluk birkaç ay sonra geçebilir. His azalması ve ağrı artarak devam edebilir ve bazen kalıcı hale gelebilir.
Diğer olası ve çok sık görülen komplikasyon skar dokusunun boyutlarının iyileşme süresince giderek genişlemesidir. Yara enfeksiyonları çok nadir de olsa görülebilir. Profilaktik (koruyucu) antibiotikler bu nadir komplikasyonu en aza indirirler.

3. Aktif sporlar (Vücut geliştirme gibi..)
Geniş yaraya bağlı olarak hastaların aktif sporlardan operasyondan sonraki üç ay boyunca kaçınmaları gerekir. 

4. Sağlıklı saç folliküllerinin hasarı
Saçlı deride belirlenen kesi çizgisini izlerken, bistüri ile donör sahadaki çok sayıda sağlıklı saç follikülü kaçınılmaz olarak tahrip edilir.
Saç folliküllerinin yoğunluğundan dolayı, hat boyunca folliküllerin kesilmesinden kaçınmak neredeyse imkansızdır. Örneğin 25 cm uzunluğunda bir şerit çıkarılacaksa, bu bistüri ile 50 cm uzunluğunda bir kesi yapılacağı anlamına gelir. Açıktır ki, bu mesafe boyunca çizgi üzerinde kalan saç follikülleri bistüri ile tahrip edilecektir.

Benzer şekilde, dikişler konurken geçilen dikiş materyali veya metal klipler de, kesiye komşu alanda bir hayli saç follikülünü tahrip edecektir. Diğer bir risk faktörü ise, şerit çıkarıldıktan sonraki ayıklama işlemindedir. Günümüzde çoğu merkezde mikroskop altında yapılan bu işlemde gereken özen gösterilmezse, çok sayıda saç follikülünün de bu safhada yokolması beklenen bir sonuçtur.

5. Çıkarılan greft sayısı üzerinde kontrol
Günümüzde hala şerit metodunu kullanan pek çok merkez, verici sahadaki saç yoğunluğunu özel ölçüm cihazları ile yapmaktadır. Bilgisayar bağlantılı çalışan bu cihaz sayesinde eliptik şeridin boyutu ve gereken greft sayısı tahminlenmektedir. Bununla birlikte, çeşitli nedenlerle bu prosedür de sadece tahmini bir değer vermektedir.  

6. Daha sonra greft alınması
Geniş manada, şerit yöntemi alınan greft sayısının yetersiz olduğu ortaya çıksa bile, çok erken dönemde ek bir şerit alınabilmesine imkan tanımamaktadır. Pratik olarak, çoğu kez daha sonra gerekebileceği kanısı ile belki de gerekenden daha geniş bir şeridin çıkarılması sıkça görülmektedir.

7. Ekstra greftlerin idaresi
İstenenden fazla greft alınması durumunda tek seçenek estetik olarak mümkün olduğu kadarıyla planlanan alana implante edilmeleridir.  

8. Çıkarılan greftlerin türü üzerinde kontrol
Cilt ve ciltaltı şeridi üzerindeki follikül gruplarının tür ve kompozisyonu, daha sonradan değiştirilemeyeceğinden merkez tarafından kesin olarak saptanmalıdır. Burada merkezin karar vermesi gereken, kesilip çıkarılan deri-derialtı şeritlerinin sonradan folliküler ünitlere veya daha az doğal görünecek minigreft veya mikrogreflere bölünecek olmasına yol açacak bir durumdur.

9. Hastanın çıkarılacak greft sayısını kontrol edebilme olasılığı
Hasta bu yöntemde tam olarak kaç tane greft çıkarılacağını ve bunların ne kadarının alıcı sahaya implante edileceğini bilemez. Çünkü, önce cilt-ciltaltı şeridi çıkarılmakta, sonradan bunlar tek tek greftlere ayrıştırılmaktadır.
Eğer hasta kaç tane greft çıkarıldığını ve alınan greftlerin kaçının saçsız alanlara implante edildiğini bilmek istiyorsa, başından sonuna şeridin çıkarılmasını ve ayrıştırılmasını izlemek zorundadır ki; bu da bir mikroskobu olmaksızın neredeyse imkansızdır.

10. Normal donör saçların yetmezliğinde vücut kıllarının kullanımı
Verici sahada yeterli donör saç yoksa, vücut kıllarının kullanılması bu metodda kesinlikle imkansızdır. Çünkü bu, greftlerin alındığı vücut bölgelerinde uzun yara izleri olacağı anlamına gelir. Vücut kıllarının yoğunluğu saçlı deriden çok daha az olduğu için, bu otomatik oalrak gereken greft sayısına erişmek için daha fazla cildin çıkarılmasını gerektirir. Bu risk ve estetik dezavantajlar, sağlanacak avantajlardan çok daha fazladır.

11. Strip yöntemi saç ekiminin vücudun diğer bölgelerinde (saçsız skarlar, kaş, sakal, pubik kıllar) düzeltim ve rekonstrüksiyon için kullanımı
Sadece saçlı deri greftleri kullanılabileceğinden, strip metodunda bu uygun değildir. Çünkü, saçlı deri greftleri sayılan bölgelerdeki kıllardan farklı özelliklere sahiptir. Doğal olmayan bir görünüm ortaya çıkacaktır. Ayrıca, transplante edilen kafa derisi saçlarının sürekli kesilmesi gerekecektir. (Kaşlara trasplante edilen saç gibi..) Anılan sahalardan strip metodu ile greft alınması da kesinlikle mümün değildir. Çünkü hem oluşacak skarlarçok ciddidir, hem de bu bölgelerde doğal olarak çok az saç bulunmaktadır. Bu bölgeler strip cerrahisinde donör saha olarak kullanılamazlar.  

12. Strip metodundan kaynaklanan skarlara transplantasyon
Strip metodu ile yapılacaksa, diğer bir skar oluşacağı için tavsiye edilmez. Bu durumda sorun çözülürken, farklı bir sahada diğer bir tanesi yaratılmaktadır.  

13. Esneklik: Greft ekstraksiyon sahası
Belli nedenlerden dolayı şeridin çıkarılacağı donör sahanın seçimi kısıtlıdır:

  • Saçlı derinin elastik olduğu bir saha olmalıdır.

  • Anatomik olarak, derin kesilerin güvenli olduğu bir saha olmalıdır.

  • Kozmetik olarak skarlar komşu sahadaki saçlarla gizlenebilir olmalıdır.

  • Kolayca anlaşılabileceği gibi, ikinci bir şerit saç transplantasyonu gerektiğinde, donör sahada çok daha uzun bir skardan kaçınmak için önceki ekimden kalan ilk skara mümkün olduğunca yakın kesi yapılması mecburidir.

14. Donör sahadan alınacak ekilebilir greftlerin maksimum total sayısı
Bölgenin doğal yapısı nedeniyle, alınabilecek total ekilebilir greftlerin sayısı limitlidir. Daha önceden geçirilen transplantasyonlar da varsa, cilt ciddi şekilde gergin olacaktır. Bu durumda gelecekte şerit yöntemi saç ekimi mümkün olmayacaktır.

15. Çok sayıda saç ekiminin verici sahadaki etkisi
Her yeni şerit metodu saç ekiminde ense çizgisi daha da yukarıya kayacaktır. Bu durum "lifting effect" olarak adlandırılır ve bebek ensesine benzer, istenmeyen bir durum oluşturur.

16. Tekrarlayan saç ekimleri arasındaki zaman
Eğer yeni şerit, daha önceki işlemden kalan skarı çıkaracaksa (ki genellikle hasta verici sahada gereksiz bir sürü skar istememektedir.) iki operasyon arasındaki bekleme süresi ilk operasyonda ne kadar geniş bir strip çıkarıldığına bağlı olarak 12 ay civarındadır. Bunun nedeni, yara iyileşmesinin tamamlanması ve elastisitenin yeniden kazanılmasıdır. Eğer hasta çok sayıda yara izi olmasını kabul ediyorsa, saçlı derinin diğer bir bölgesinden erken dönemde yeni bir şerit çıkarılabilir.  

17. Gereken işlem miktarı
Şerit yöntemi ile saç transplantasyonu FUE'den çok daha az emek gerektirir. Bu nedenle bir çok merkez çok sayıda hastaya aynı anda şerit metodu ile işlem yapabilmektedir.  

18. Bir günde çıkarılabilecek greft sayısı
Şerit metodunu kullanarak gerçekleştirilen bir saç ekimi çok zaman almamaktadır. Bu nedenle bir günde binlerce greft transplante edilebilir.

19. Saç ekimi ücretleri
Başlangıçta şerit metodunu kullanarak yapılan saç transplantasyonu FUE'den daha ucuza malolmaktaydı. Ancak tekniğin ilerlemesi ve yardımcı mikromotor teknolojisi sayesinde FUE fiyatları son yıllarda giderek düşmüş ve kabul edilebilir düzeylere gelmiştir. Yurtdışında FUT için 1.5-2, FUE için 3 EU civarında olan greft fiyatları, ülkemizde 1-3 EU arasında değişmektedir.
Çoğunlukla FUE yöntemini kullanan merkezimizde saç ekimi fiyatları konusunda bilgi almak için tıklayınız.

20. Operasyondan önce verici sahanın traş edilmesi zorunluluğu
Şeridin çıkarılacağı saçlı deri alanı tamamen traş edilmelidir. Yara kapatıldıktan sonra etraftaki saçlarla kısa saçlı bölgenin ve yaranın mümkün olduğunca gizlenmesine çalışılmaktadır.

21. Operasyondan sonra
Operasyondan sonra nihai sonuca erişmeden önce aşağıdaki durumlar gözlenmektedir:
(a) Kısa süreli ödem,
(b) Ekilen greftlerin geçici olarak dökülmesi,
(c) Yaklaşık 3-6 aylık bir dinlenme periodundan sonra yeniden saçların belirmesi,
(d) Yepyeni saçlarla yeni bir yaşama başlama:)
Bu noktada, FUE ve FUT-Şerit yöntemleri arasında farklılık yoktur. Bunlar arasındaki farklılık greft çıkarım şeklinde yatmaktadır.

FUE (follicular unit extraction) tekniği günümüzde uygulanan en modern ve en az invaziv saç transplantasyonu metodudur.

Bu metodla ilgili bilinmesi gereken en önemli nokta, saç folliküllerinin çok hassas aletler kullanılarak folliküler ünit formu içinde tek tek ve büyük bir isabetle alınmasıdır.

Aşağıdaki tablo FUE yöntemiyle saç ekiminin özel karakteristiklerinin kısa bir özetini sunmaktadır. Bu tabloyu takiben her noktanın detaylı izahını bulabilirsiniz.

 1

Skar:

Çok dikkatli bakıldığında bile zor görülen yaklaşık 0.6 - 0.8 mm çapında küçük noktacıklar.

 2

Ekstraksiyon: Operasyon, iyileşme süreci, postoperatif komplikasyonlar:
- Sinir lezyonları, kan damarı hasarlanması

- Skar alanında uyuşukluk, ağrı

- Yara iyileşmesi periodu

- Yara enfeksiyonları



İmkansız

Yok

Birkaç gün

Çok nadir, çoğu küçük sahalarda

 3

Aktif sporlar
(Vücut geliştirme gibi..)


En az 7 gün sonra

 4

Sağlıklı saç folliküllerinin yıkımı

Çok az

 5

Çıkarılacak greft sayısının kontrol edilebilirliği

Çok kesin

 6

Ek greft toplanması

Sorunsuz

 7

Fazla greftlerin kullanımı

Sorunsuz

 8

Ekstrakte edilen greftlerin türlerinin belirlenmesi

Çok net

 9

Hastanın ekstrakte edilen greft ve ekim sayısı üzerindeki kontrolü

Son grefte kadar izlenebilir

 10

Normal saçlı derideki saçların yetmemesi durumunda vücut kıllarının kullanımı

Mümkün

 11

Vücudun diğer alanlarındaki skarların rekonstrüksiyonu (Kılsız skarlar, kaşlar, sakal, pubik kıllar gibi..

İdeal

 12

Şerit skarlarının üstüne saç ekimi

İdeal

 13

Greft çıkarımı için bölge seçiminde esneklik

Tamamen esnek

 14

Donör sahadan alınabilecek folliküllerin maksimum sayısı

Şerit yönteminden çok daha yüksek

 15

Çok sayıda transplantasyondan sonra verici sahanın kozmetik görünümü

Eşit saç dağlımıyla seyrelme, ense saç sınırı aynı.

 16

Tekrarlayan saç ekimleri arasındaki zaman

Aynı anda bile mümkün

 17

Gereken işlem ve emek

Çok daha fazla emek gerektiriyor. Doktor işlemlerin başında olmak zorunda.

 18

Bir günde alınabilecek greft sayısı

FUT'tan az, ama binlerce

 19

Ücretler

Yurtdışında 3.50 - 12.00 Euro/ Graft

 20

Donör sahanın traş edilme zorunluluğu

Evet

 21

 

 

 

 Operasyondan sonra:
- Kısa süreli ödem

 

 

 

- Transplante edilen greftlerin geçici dökülmesi

- Ekilen greftlerin istirahat zamanı

- Nihai sonuca erişilmesi


- Kökleri ile alınan greftler


Evet

Ortalama 5 gün-5 hafta arasında
2 - 6 ay

Ortalama olarak 8 ay

% 90'ın üstünde ,vücut kıllarında % 60


Bir insanın kafasında ne kadar saç vardır? Yaş ilerledikçe bu sayı değişir mi?

Bir insanın kafa derisindeki saç teli sayısı 100.000 ile 150.000 arasında değişir. Yeni doğan bir bebeğin kafa derisinin santimetre karesinde 1.000 saç bulunur. 25 yaşındaki bir insanda bu sayı 600 lere kadar düşer. 30 ile 50 yaşları arasında saç yoğunluğu 250-300 civarındadır. Belirgin saç dökülmesi olmasa bile saç yoğunluğu yaş arttıkça azalır.

Tek bir saç telinin ömrü ne kadardır?

Belirli bir yaşam döngüsü geçiren saç teli ortalama 4 ile 6 yıl arasında ömrünü tamamlar.

Şampuan kullanımı saç dökülmesi yapar mı?

Eğer şampuanlar saç dökülmesine neden olsaydı, kafa derisinde, yüzde, omuz ve boyunda bulunan kıllarda da aynı tip alerjk veya cilt reaksiyonlarının olması gerekirdi. Ayrıca, kimyasal olarak doğal defne sabunu ile şampuanlar arasında pek büyük farklılık yoktur. Sonuçta tümü de bazik maddelerdir ve yağları parçalayarak temizlik sağlarlar.

Günlük normal olan saç dökülme miktarı ne kadardır?

Tarama, yıkama ve benzeri işlemler sırasında normal saç dökülmesi 50 ile 100 tel arasındadır.

Saç jölesi, saç spreyi yada saç köpüğü kullanmak saç dökülmesine neden olurmu?

Saç dökülmesinin başlangıcı derinizin altındaki dermis denilen tabakada başladığı için saça direkt olarak dışarıdan etki eden hiçbir madde bu tabakaya erişemez ve bu nedenle saç dökülmesine etki edemezler. Erkek tipi saç dökülmesinin nedeni kesin olarak saptanmıştır ve bu saç kıllarının köklerindeki alıcıların erkeklik hormonu testosteron ve yıkım ürünlerine aşırı duyarlı olmasıdır.

Kimler saç ektirebilir?

Ense, göğüs, sırt gibi vücutlarının çeşitli bölgelerinde verici saç ve kıl bölgesi bulunan herkes kadın erkek fark etmeksizin saç ekimi yaptırabilir.

Saç Ekimi İçin Gelmeden Önce Yapmam Gerekenler Nelerdir?

Eğer Aspirin kullanıyorsanız ekim öncesinden 10 gün önce  bırakmalısınız.

Saç ekiminden 3 gün önce alkol alımını durdurunuz.

Sigara içiyorsanız,  ekimden önceki 3 gün boyunca günde  5 adeti geçmeyiniz. Ekim günü, kanamayı arttırdığı için  sadece 3 adet içmenize izin verilecektir. Ekimin ertesi gününden itibaren  sigara alımında sınırlama kalkacaktır.

Dikişleriniz alınana kadar ilaç alacağınızdan dolayı ekim sonrası 10 gün alkol almamanızı tavsiye ederiz.

Eğer Rogaine saç spreyi kullanıyorsanız 1 hafta önceden bırakınız.

Devamlı kullandığınız bir ilaç ( aspirin, heparin, guatr ilaçları ) veya sürekli bir hastalığınız varsa (şeker hast, tansiyon, kalp yetmezliği, sarılık, kanama bozuklukları vb. gibi ) mutlaka doktorunuzu uyarınız.

Ekimden en geç bir gün önce,  yapılacak olan kan tetkiklerinin sonucunu mutlaka merkezimize getiriniz.

Ekimden önce saç traşı olmayınız ; özellikle ensedeki saçlarınızın mümkün olduğu kadar uzun olmasını öneririz. Ekimden önceki gece saçınızı yıkayınız.

Ekim sabahı kahvaltınızı yapınız ve saat 09.30 da merkezimizde hazır bulununuz.

Ekim sonrası giymek üzere gelirken bir adet şapka (siperlikli ve bezden, arkadan ayarlanabilir geniş bir şapka ) getiriniz.

Ekim sonrası kullanacağınız ilaçlar aşağıda belirtilmiştir.

Saç ekimi ortalama 8-10 saat kadar sürecektir. Refakatçileriniz ameliyat salonuna ve ekim odasına alınmayacağından yalnız gelmenizi öneririz.

Unutmayınız ki, tüm bu önlemler sizin sağlığınız için son derece önemlidir.

Saç Ekiminden Önce Gereken Tahliller Nelerdir?

  • AKŞ

  • HEMOGRAM

  • PTZ

  • HBs-Ag, HCV

  • HIV ( Elisa )

  • FT3, FT4, TSH

Ağrı olur mu?

Biz saç ekimlerini tamamen ameliyathane şartlarında ve anestezi uzmanı eşliğinde gerçekleştirdiğimiz için, gereken sahalara lokal aneztezi de yapıldğından ağrı olmaz.

Saçlarım normal şekilde uzar mı? Özel bakım gerektirir mi?

Ekilen bu saçlar tamamen sizin doğal saçlarınız olduğundan, diğer saçlarınız gibi uzar ve daha önce yaptığınız her işlemi rahatlıkla yapabilirsiniz.

Ekilen saçlar ne zaman çıkarak kellik görüntüsünü yok eder?

FUT yöntemi ile saç ekimi yaptırdıysanız 3 ay, FUE ile yaptırdıysanız 5 ile 8 ay arasında değişen bir süre sonucunda saçlarınız doğal görünümünü alır.

İşime ve normal yaşantıma ne zaman dönebilirim?

Saç ekimi operasyonu tamamlandıktan hemen sonra bile işinize devam edebilirsiniz. Ancak çok ağır ve tozlu işlerde çalışıyorsanız 1 ya da 2 günlük bir izin yeterlidir. Ayrıca operasyondan sonra şişlik oluşursa görünümünüzden rahatsız olabilirsiniz. İşlem sonrası işyerinizle ilgili raporlar hekimlerimizce düzenlenmektedir.

Saç ekimini nerede ve kime yaptırmalıyım?

Bu konuda tecrübeli, deneyimleri fazla olan, ekip çalışması yapan kişilere operasyonunuzu yaptırmalısınız. Bu ekibin başında mutlaka uzman hekimlerin bulunması teknik, cerrahi ve yasal açıdan zorunludur. Ayrıca, işlemlerin ancak ameliyathane şartları olan cerrahi merkezleri ve hastanelerde yapılması da yasal bir zorunluluktur. Saç ekimini muayenehane veya poliklinik koşullarında yapmak, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından derhal kapatılma gerektiren bir suçtur!

Saç ekme işlemi ne kadar sürer?

Ekilecek bölgenin açıklık derecesine göre değişmekle birlikte yaklaşık 4-6 saat kadardır. Merkezimizde bu sürede sıkılmamanız için her türlü konforunuz düşünülmüştür. Uzman ekibimiz saç ekimi işlemini gerçekleştirirken siz LCD ekrandan TV izleyebilir, müzik dinleyebilir, gazete veya kitap okuyabilir veya temin edeceğimiz dizüstü bilgisayarla internette gezebilirsiniz. İşlem sırasında kalkarak doğal ihtiyaçlarınızı giderebilir veya dolaşıp hava alabilirsiniz.

Saç ekimi operasyonunun yan etkisi var mıdır?

Kanama, infeksiyon, kist oluşumu, saç büyümemesi ve yara izi gibi saç naklinin istenmeyen yan etkileri oldukça nadir görülür. Modern saç nakli cerrahisi rahat ve kolaydır, sonuçları ise mükemmeldir. Ömür boyu devam edebilen bir süreç olan saç dökülmesi erkeklerin çoğunda (erkeklik hormonlarından dolayı) 40-45 yaşına kadar oluşur. Bu yaştan sonraki yaşlanma sürecinde kafada bulunan tüm saçlar incelir. Modern teknikler ile daha fazla sayıda saç nakli daha az sayıda işlem ile gerçekleştirilebilmektedir. Yani ortalama bir FUE saç ekimi seansı açık alanları kapatmaya genelikle yeterlidir.

Saç Ekiminden Sonra Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?

Saç operasyonundan sonra özellikle yara kabukları dökülene kadar saç yıkamalarına dikkat etmek gerekir. Yıkama esnasında şampuan saçın her bölgesine eşit miktarda yayılır ve bastırmadan hafif dokunuşlarla saç derisine masaj yapılarak uygulanır.

Fue yönteminden sonra: Fue ile saç ekiminde saçlar kısa kesildiği için ense bölgenizdeki izler 1 hafta-10 gün kadar görünür halde kalır. Ekimden hemen sonra alım yapılan bölge bandajla kapatılır. Bu bandajı hemen ertesi gün çıkarmanız gerekir. Ardından, bölgeye antibakteriyel pomat sürülür. Ekimden sonra çok fazla açık alanda dolaşmadığınız, çok güneş ışığına maruz kalmadığınız ve mikroplu ortamlarda bulunmadığınız taktirde bu süreç sadece 5-6 gün sürer.

Ekimden sonraki ilk yıkamanız genelde 3. günde ekibimiz tarafından bizzat yapılır ve verilen özel şampuan ve losyonlarla 1 hafta sürer. Bu yıkamaları yaptığınız sürecin sonunda ekim alanı ve alınan alandaki minik kepeğe benzer epitel dokuların kabuklanmaların tamamen dökülmesi gerekir. İyileşme süreci çok hızlıdır. En önemli konu ise ekim alanının ilk günden itibaren hiç bir şekilde darbe almaması ve ellenmemesidir. Açık alanlarda şapka giyilmesi gerekir. Bu yoğun dikkat dönemi sadece 1 haftadır.

Gece ekim bölgesinin zarar görmemesi için tavsiye edilen büyük bir havlunun rulo haline getirilerek yastık haline getirilmesi ve sırt üstü yatış pozisyonudur. Zira uyurken ekim alanın sürtünme vs. sebeblerle darbe alması greftler çıkmasına sebep olabilir. Ense bölgesi vücutta en çabuk iyileşen bölgelerden olduğu için bu yatış pozisyonunda zarar görmeyecektir. Ayrıca bandajı çıkarttığınız ertesi günden itibaren sahanın açık kalması gerekir. Doktorumuzun verdiği bir kaç gün kullanacağınız ilaç ve tavsiyeler haricinde özel bir bakım söz konusu değildir. Ekilen saçlar yaklaşık olarak ilk 1 ayın sonunda dökülürler ve ekimden sonra 3. aydan itibaren yeniden çıkmaya başlarlar. Bu süreç 6 ile 8 ay sürer ve sonunda artık yeni saçlarınızın dökülmemek üzere çıkması tamamlanır.

FUT Yönteminden Sonra: FUT Yöntemi ile yapılan ekim sonrası sürecin tek farklılığı ensedeki durumdur. Diğer herşey FUE ile aynıdır. Sadece ekimden sonraki 8. veya 10. gün ensedeki dikişlerin alınması gerekir. Dikişler alınmadan önceki yıkama sürecinde her yıkamadan sonra bölge ılık fönle kurutulur ve mikrop kapmaması için Betadine sürülür. İlk günden itibaren dikiş bölgesi için hiç kaygılanmanıza gerek yoktur. Cerrahi usullere uygun ve steril şartlarda yerleştirilen dikişlerin açılması söz konusu değildir.

Saç Ekiminden Sonra Kullanılacak İlaçlar Nelerdir?

1-Largopen 1 gr. Tablet
2-Apranaks forte tablet
3-Prednol 16 mg. Tablet
4-Bepanthol Losyon
5-Benexol draje ve
6-Baticon Solüsyon
7-Sebamed Şampuan.

Ekilen saçlar dökülür mü?

Ense bölgesinde bulunan saçlar daha kalın ve dayanıklı olduğu için, ayrıca erkeklerde saç dökülmesinin nedeni olan hormona duyarlı olmadıkları için ekildiklerinde dökülmezler.

KAYNAK: Saç Ekimi Merkezi

 


Son Güncelleme: Cuma, 26 Haziran 2009 12:55
 
Telif Hakkı © 2010 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla! GNU/GPL lisansı altında özgür bir yazılımdır.
 

Ziyaretçi Sayımız

Bugün636
Dün644
Bu Hafta636
Bu Ay9412
TOPLAM697457

Online Doktor Destek

Kimler Sitede